Anılgan, “Dün geçim sıkıntısı yaşayan başkan seçildikten sonra halka siyah gözlükler arkasından bakan, özel siyah mercedese binen, rugan ayakkabılı bir halk adamı görüyoruz” dedi. Anılgan, “Halkın ekmeği ile suyu ile uğraşmayın yaptığınız iş minareye kılıf uydurmaktır” dedi.
 Gazetemizin 02 Mart 2010 tarihli sayısında yer alan CHP Mahmutlar Belde Başkanı İbrahim Sayar’ın açıklamalarını sert bir dille eleştiren AK Parti Mahmutlar Belde Başkanı Muhterem Anılgan, “Sayın Sayar’ın tüm gerçekleri gördüğü halde tepki veremediğini, mevcut yönetimin usulsüzlük ve yolsuzluklarından rahatsız olduğunu, birebir görüştüğü dostlarına ve arkadaşlarına anlattığını, bunun böyle gitmeyeceğini, günü geldiğinde bu gidişata ‘dur’ diyeceklerini söylerken, aslında her şeyden haberdar olduğunu, her ay yapılan mecliste ve basın açıklamalarında destek verdiği görülmektedir” dedi.
 Anılgan, açıklamasında yapılan yolsuzluklar ve usulsüzlüklerin, diktatörlük yönetim tarzının, danışıklı dövüşten ibaret olduğunu vurguladı.
Anılgan;
“29 Mart seçimleri öncesinde, halk ve halkçı edebiyatı yaparak bin bir türlü yalan ve dolan ile seçim propagandası yürüten Ali Çelik ve İbrahim Sayar halkımıza “Bir sizin yaşamınıza bakın, bir de onlarınkine!” diyerek, halka Alaattin Çakır’ı farklı lanse etmeye çalışırken, şimdi seçim öncesi geçim sıkıntısı çektiğini ifade eden, seçim çalışmalarında parasız olduklarını ifade eden bu şahısların, halka halkçı edebiyatı ile seçtirdiği belediye başkanına bir bakalım. Bugün, halka siyah gözlüklerin arkasından bakan, siyah özel Mercedes’e binen, rugan ayakkabılı, halkın açık kahvehane alanlarında oturmasına küfreden bir belediye başkanı görüyoruz. Şimdi bir halkın yaşamına bakın, bir de belediye başkanının yaşamına. Eskiden eser kalmamış! Şimdi, Maşallah bolluk içerisinde yüzüyor! Allah çok versin ve Çilekeş yürüsün. Ancak, yürürken ve yürütürken Mahmutlar’ı ve halkı unutmasın!
Sayın Sayar, biz hesabımızı hem halkımıza, hem de vicdanımıza, hem Cenab-ı Allah’a, hem yargıya her zaman vermeye hazırız. Artık, aynaya bakarak konuşmayı bırakın. Biraz beldeden yükselen yolsuzluk, şaibe, usulsüzlük, esnaflara baskı, dolmuşçulara baskı, işçilere sindirme seslerine kulak verin.
Göreve geldiğiniz günden beri yapmaya çalıştığınız tüm işlerden pis kokular yayılmaktadır. Biz size pırıl pırıl bir belde teslim ettik. Bir yılda bu kadar koku gelirse, beş yıl sonra anlaşılıyor ki; Mahmutlar’ın 6 yıl önceki haline geri dönmesi kaçınılmaz olacaktır” dedi.
 HALKIN EKMEĞİNİ KİRLETTİNİZ!!!
Anılgan, “Belde halkının ucuz ekmek alabilmesi, ucuz su içebilmesi, belediye hizmetlerinden ucuz yararlanabilmesi hepimizin en büyük temennisidir. Ancak; belediyeler hizmetlerini bir kanun çerçevesinde yürütmek zorundadır. Keyfiyetçi ve rantçı bir yönetim anlayışın hüküm sürdüğü belediyemizde, bu hizmetler hızla yasal zemine oturtularak aynı şekilde verilebilecekken, belediye başkanının şahsi menfaat temini ve gayesi ile yetkisiz ve ihalesiz istediği noktalara, istediği şahsa ekmek büfelerini vermesi, son derece usulsüzdür. Kaldı ki; yapılan işin usulsüz olduğunu belediye başkanının kendisi de bizzat ifade etmiştir. Her ne kadar da, ifadesinde “Yanlış yaptık” dese de, bu iş bilinçli ve menfaat temini amacı ile yapılan bir iştir. Müfettiş inceleyip, usulsüzlüğü ortaya çıkardıktan sonra belediye encümenince alınan karar gereği 25 Şubat 2010 tarihinde ekmek büfelerinin ihaleye açılması kararlaştırılmışsa da, bunun da bir kılıftan ibaret olduğu ortaya çıktığından, karar tekrar iptal edilerek, Şubat ayı meclisinde ekmek büfelerinin ihale edilmesi için belediye meclis kararı alınmıştır.
Peki, şimdi siz mevcut büfeleri koruyacak mısınız? Yoksa mevcut büfeleri iptal edip, açık ve şeffaf, kanunlara uygun bir şekilde tekrar mı ihale edeceksiniz?
Bakın beyler,
Halkın ekmeği ile suyu ile oynamayın. Yaptığınız iş, minareye kılıf uydurmaktır. Ekmek büfelerinde de, kartlı su sayacı sisteminde de, okul inşaatında da kısacasını yaptığınız her işte kendinize menfaat temin etmekten vazgeçin” dedi.
ÇİLEKEŞ’İN 6 MİLYON YALANI
Anılgan, “Yalan söylemeyi ve iftira atmayı alışkanlık haline getiren Çilekeş, halka beyan ettiği yaşam tarzından tutun da mezun olduğu okula kadar her hususta yalan söylerken defalarca uyarmamıza rağmen, yalanlarına devam ederek, “Hükümetten, kendi gayretimle beldeye 6 milyon TL yardım aldım.” ifadesi ile kendisini güçlü ve çalışıyor pozisyonunda göstermenin yolu olarak görürken, belediyemize ve beldemize alınan böyle bir yardım yoktur.
Söz konusu proje, Karayolları düzenleme projesi olup, Alaattin Çakır zamanında 1 kilometresi bitirilmiş, olan geriye kalan kısmı projelendirilerek, Karayolları ile yazışmaları tamamlanan, protokolleri yapılmış, 5 – 5,5 milyon yaklaşık bedelli bir projedir.
İktidar partisinin belde başkanı olarak, böyle bir projeye alınması gereken bir yardım talebi varsa da beldemiz için biz de elimizden gelen girişimde bulunmaya her zaman hazırız. Ancak, Cumhuriyet Mahallesindeki okul için aldığımız 2 milyon TL yardımın, belediye tarafından gereği yapılmayarak geri gönderilmesi, bizi de derinden üzmüştür.
Bir yıllık yönetim anlayışınız, halkımız tarafından görülmekte ve değerlendirilmektedir. Muhalefet olarak bizim amacımız; yapılan ve yapılacak olan hizmetlere karşı durmak değildir. Tüm uyarılarımız ve eleştirilerimiz halkın huzuru ve memnuniyeti ile birlikte doğru bilgilendirilmesi ve yapılan işlerin yasaya ve kanunlara uygun olarak yapılmasıdır. 
Korku ve korku üzerinden siyaset yapmak sizin birinci siyasi misyonunuzdur. CHP, kurulduğu günden beri iktidara gelme adına, “Memleket elden gidiyor!”, “Cumhuriyet elden gidiyor!”, “İrtica geliyor!” gibi birçok korku söylemi yaydınız. Mahmutlar’da da korku imparatorluğu gibi, içi boş bir söylemle halkı kandırma gayreti içerisine girdiniz. Ancak bugün, gerçek korku imparatorluğu ve gerçek diktatörlük belediyede kurulmuştur. Kendisinden olmayanlara cezalar, dilekçelere cevap vermemeler, oyalama taktikleri, belediye içerisinde dolaşan baddygardlar ile gözdağı vermek gibi uygulamalarınızla halk sizi görmektedir. Siyah gözlüklü, mafyavari tavırlarınız ile cenaze ve düğünlerde halk sizi tam manasıyla tanımıştır.
“Siyaset akıl işidir” demişsiniz, evet doğru. Bu sizin siyasi anlayışınıza göre böyle. Ancak, bizim siyasi anlayışımıza göre; siyaset, akıl, fikir, liyakat, ahlak, dürüstlük gibi unsurlarla yapılan bir iştir. Sizin çevirdiğiniz dolapları döndürmek için sadece akıl lazım olduğu doğrudur. Bu şartlarda tabii ki diğer unsurlar gerekli olmuyor. Sizin siyasetteki aklınız minareye kılıf uydurmaktan ibarettir.”dedi.