kopeBu hafta birden Amasra gezisi çıktı. Arkadaşım Sevim, “hadi seni Amasra’ya götürüyorum” dedi.
Tabiki bu güzel davete atladım.. Yıllardır hep istediğim ama bir türlü zaman bulamadığım bir yerdi Amasra.
O kadar ülke, şehir gez ama Ankara’ya 306 km  olan Amasra’ya vakit bulama.
Çok şükür buldum işte!
Burası Karadeniz’in küçük bir sahil kasabası. Aynı zamanda turistik bir ilçe. O muhteşem sese sahip olan ve genç yaşta ışığa yürüyen Barış Akarsu’nun memleketi Amasra. Belliki koca yüreği buradan gelmiş.
Her şey çok doğal. İnsanlar, hayvanlar, doğa.. her şey iç içe. Deniz ve yeşil orman birbirinin içinde kaybolmuş.
En çok dikkatimi çeken ise, halkın hayvanlara olan o muhteşem davranışı! Köpekler ve kediler o kadar seviliyor ki, o alanda kendilerine yer bulmuşlar.
Son yıllarda sosyal medyada ya da etrafımda hayvanlara o kadar şiddet yapılıyor ki, insanın yüreği kaldırmıyor.
Oysa insanın yüreği sevgisiyle ölçülürmüş.
Hayvanlara o vahşetide yapan insan, sevgiyi verende insan.
Asıl dikkatimi çeken ise, nasıl olurda neredeyse kasabanın tümü bu kadar hayvan sevgisi yaşar?
Amasra halkının o koca yürekleri bu güzel hayvanları içine sığdırmış.
Bir dükkana girdik, dükkan sahibi köpeklere mama koymuş, yemeklerini yiyorlardı.
Sonra sahilde bir çay bahçesine oturduk. Uzaktan insanları seyrediyoruz. Genç turist kızın biri denizde yüzerken köpekte yavaş yavaş suya girdi. Beraber yüzdüler. Sonra çıkıp aralarında koşturmaca oynadılar. O kadar dikkat çekiyordu ki, dakikalarca onları seyrettik. Muhteşem bir görüntü idi.
Tam çayımı yudumluyorum, ayağıma bir şeyler dokunup duruyor. Eğildim baktım, kocaman bir köpek yatmış uyuyor. Arada da benim ayağıma dokunarak; “dikkat et ben buradayım” diyor.
O sıra bir köpek yanaştı bizim çay içişimizi seyrediyor. Tıpkı bir insan gibi. Sevim fotoğrafını çekti. Gözler parlarlarken, bir o kadarda hüzünlü!
Akşam balık restoranına oturduk, kadının biri elleriyle kediye tabağından balık ikram ediyor. Kedi de gayet alışkın ve nazik bir şekilde yiyor.
Amasra’nın doğası, insanı, kedisi, köpeği öyle bir olmuş ki, kim kimi seviyor, kim kimi koruyor birbirine karışmış.
Belki de hakiki yaşam budur, insanın insan olduğu, hayvanın hayvan, doğanın ise doğa..
Herkes kendi doğasını yaşıyor. Evlere kapanmayan hayvanlar, hayvanı dışarıdan seven insanlar, kim bilir belkide yaşamın kendisi budur..
Önce koca yürekli Sevim’e teşekkür ediyorum. Sonra o koca yürekli Amasra halkına. Bana insan, hayvan ve doğa sevgisini doğal yoldan anlattıkları için.