“Türkiye’nin kağıdını üreten bir SEKA vardı” adı altında Murat Özveri tarafından kaleme alına ve Cumhuriyet gazetesi’nin 17 Eylül 2018 tarihinde yayımlanan makalesi beni bir SEKA’lı olarak 25 sene önce Cumhuriyet gazetesi’nde yazdığım ve 7 Ağustos 1993 tarihinde yayımlanan “SEKA’nın Finansman Gereksinimi” adlı makalemde yer alan görüşlerimi anımsattı.

Söz konusu makalemde SEKA’nın finansman dar boğazı içinde olduğunu ancak bu dar boğaz içerisinde olmasına rağmen üretilen kağıt ve karton miktarının arttığını açıklamıştım.

Bunun yanında SEKA’nın karlı ve verimli bir şekilde çalışması içinde alınması gereken bazı radikal önlemleri şöyle sıralamıştım.

“… Nitelikli ham madde ve malzemenin zamanında ve yeterli miktarda sağlanması, kuruluşun çağdaş yönetim ve işletmeciliğe önem vermesi, nitelikli personel sayısının artırılması için sürekli eğitim programlarının uygulanması, katma değeri yüksek kağıtların üretime ağırlık verilmesi, verimliliğin arttırılması için tüm önlemlerin alınması, ülkemizde bol miktarda bulunan ancak değeri anlaşılamayan kısa el elyaflı saman selülozuna %20 oranında uzun elyafla selülozun karıştırılarak nitelikli selülozu elde edilmesi içinde sıralayabiliriz.

Bunun gibi alınacak önlemler çoğaltılabilir.

…Burada temel amaç en az girdi ile en fazla üretmek ve üretilen mamul malları da çağdaş işletmecilik anlayışı ile satmak olmalıdır.

Yoksa ortalama ulusal geliri 2500 dolar dolayında bulunan aynı zaman-da yeterli sermaye birikimi olmayan olsa bile yüksek ve kolay kar edilmeyi amaç bilen ve elde ettikleri bu karları verimli yatırımlar yerine çoğunlukla gayrimenkullara yatıran ya da dışarıya transfer eden sermaye çevrelerinin egemen medya tarafından da sürekli desteklenen KİT’lerin özelleştirilmesi konusuna destek verilmesi, ülkemizi ekonomik ve toplumsal kaosa sürükleyebilir.

Unutmayalım ki, başka konularda olduğu gibi KİT’lerin özelleştirilmeleri konusunda da herhangi bir bilimsel araştırma yapılmadan böyle bir işe girişilmesi, daha demokratikleşme sürecini tamamlamamış ülkemiz açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir.

25 sene önce yazdığım bu makaleyi neden dile getirdim.

SEKA’nın finansman darboğazını atlatarak karlı ve verimli çalışması için önerdiğimiz bazı radikal önlemlerin zamanında dikkate alınması gerekirdi.

Ama özelleştirme adı altında öteki KİT’ler gibi SEKA fabrikaları da zarar ediyor gerekçesi ile kapatılarak kağıt üretimini de dışa bağımlı bir hale getirdik.

Yüce Atatürk’ün bu konudaki şu görüşünü her zaman dikkate almalıyız.

“Çalışmadan, yorulmadan ve öğrenmeden rahat yaşamayı alışkanlık haline getirmiş milletler;

Evvela haysiyetlerini sonra hürriyetlerini daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar”