ÜMRAN YALÇIN 1Hayalhanem adını verdiğim köşemde Gurbetçiler başlığında bir yazı yazmıştım. Geçen haftalarda bu yazıyı gazetemizde okudunuz. Burada yabancı bir ülkede yabancı olmanın zorluklarına bir nebze de olsun değinmiştim.
Genellikle, hep büyüklerin iş güç durumları için gurbete gittikleri uzun uzun anlatıldığında ben bakışlarımı dikkatimi büyüklerden ziyade çocuklara yönlendirip konuyu bir küçüğün yüreği gurbette nasıl çarpara getirmiştim, kendimce.
Hayalbaz adını vermiş olduğum bu köşemde de bu sefer istedim ki yabancı bir diyarda gurbette bir çocuğun Müslüman olmasını kendimce işledim. Almanya’da 1967’de genelinin Katolik inancına sahip olduğu bir sınıfta tek Türk ve Müslüman olan Ali’nin din derslerine gelen Papaz Efendi’yi Allah’a duyduğu sevgi ile etkilemiş olmasını anlatmak istedim. Bir küçük kalbin içindeki Yaradan’a duyduğu kuvvetli iman karşısında Papaz’ın duygulanıp gözyaşlarına engel olamaması aslında bana bir kere daha insan kardeşi olarak çok önemli ortak noktamızı düşünmeme vesile oldu.
Allah’ı tarif edin sorusu karşısında sınıfın sessiz kalması durumunda Papaz’ın bu sorunun cevabını bize Ali anlatsın demesi üzerine Müslüman bir dedenin torunu olarak yetiştirilen Ali’nin cevabı şöyle olmuştur: Allah tektir, muktedir olan yalnız odur. O’ndan korkulmaz;  O sadece sevilir diye yanıtı karşısında çok etkilenen Papaz,  işte tam da böylesi bir açıklamayı işitince duygulanıp gözleri dolar.
Bir Mevlevi olan dede torununa sevgi dolu Allah inancını öylesine işlemiştir ki çocuk denilen yaşta Yaradan’ı tanıması çok sevmesi ve arkadaşlarına da anlatması Ali’nin yıllar sonra Mevlevi olacağının da ilk sinyalleridir.
Gönül ibadeti,  kavramını bizzat yaşayan hayatına yaşam felsefesi olarak nakşeden Ali bugün pek çok inanç sahibi ile Allah’ın birliği sevgi dolu olmasını konuşuyor.
Çocuk deyip geçmemek lazım, dede torun ilişkisinin bağı Yaradan kul ilişkisine evrilip oradan tüm hayata sirayet etmesi sanırım tesadüf olmasa gerek, ne dersiniz?
Bir çocuk kalbi iman ve sevgi ile harmanlanırsa geleceğinin de sağlam temelleri atılmış oluyor. Sevgi anlayış iman ile birleşince ne güzellikler yaşanıyor, keşfedip farkedebilene ne mutlu…
Çocuk bugün 59 yaşında halen her konuşmasında rahmetli dedesi Muharrem Gökboğa’nın torunu olmaktan gurur duyar.