filizŞu sıralar ortalık karışık, kafalar karışık, birçok insanda depresyon, endişe, stresin içine gömülmüş durumda.
Kimi işini kaybetme korkusu yaşarken kimi ne yapacağını, nereye gideceğini bilememekte.  Aslında bu duygusal travmalar, korkular, endişeler de bir nevi büyüklerimizden öğrendik, kopyaladık.  Ve taklit ettik.
Kırk yıldır büyüklerimden duyduğum bir söz vardır; “Ne olacak bu memleketin hali?” Adeta büyüklerin dilinde pelesenk olmuş.
Oysa dünya dualite üzerine kurulmuş. Yani güzel varsa çirkin vardır, sabah varsa akşam vardır, iyi varsa kötü vardır. Bunların varlığını birbirlerinin varlığı ile biliriz. Hiçbir şey tek başına yürümez. İyi-kötü, güzel çirkin, sabah akşam iç içedir, yan yanadır.
Söylendik, söylendik ve hala aynı şekilde söyleniyoruz; “ne olacak bu memleketin hali?”
Memlekete ne oldu şimdiye kadar?
Bakın çevrenize;  hastaneler dolu, pastaneler dolu,  hapishaneler, çarşılar pazarlar dolu. Çevirin kafalarınızı bir bakın etrafınıza sistem işliyor. Bazen çarşılar pazarlar, zenginler fakirler yer değiştiriyor. Ama sistem işliyor.
Çünkü çalışmak, üretmek, umut etmek insanın fıtratında var. Çok çalışan gün gelir yorulur dinlenmek ister. İşini devreder.  Yokluk yaşayan biri çalışır üretir varlığı bulur, zengin olur. Sistem bir şekilde döner durur.
Artık söylenmeyi bıraksak, yaşamaya, üretmeye, faydalı olmaya baksak.
Nasıl mı?
Tolstoy’un bir sözü vardır der ki; Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür. Kimse kendini değiştirmeyi düşünmez.”
Oysa değişim benden başlar. Ben değişirsem dünyam değişir, ailem değişir, çevrem değişir. Çevremizden, büyüklerimizden öğrendiğimiz söylenme, sızlanma, mızlanma, şikayet etme, suçlama enerjisinden çıkıp, yerine üreten, çözen, güzel bakış açısı getiren, geliştiren, umut eden bireyler olsak.
Japonların bilimsel bir çalışması vardır. “Yüz maymun hikayesi”
Genç maymunlardan biri toprağın altından çıkardığı patatesi denizde yıkar. Bunu gören değişime açık diğer maymunlar bu hareketi taklit ederken, değişime kapalı olan maymunlar reddeder.  Bir zaman sonra fark ederler ki, patatesi yıkayan maymun sayısı doksan dokuz.. yüz olunca,  o adada ve çevre adada tüm maymunlar patatesi yıkayarak yemeye başlar.
Nasıl olsa “nolacak bu memleketin halini” yıllardır dinledik. Yıllardır söylendik, suçladık. Sonuçta değişimin önünde duracak hiçbir şeyin olmadığını gördük. Bundan sonra  “güzel olacak bu memleketin hali” ne odaklansak..  Maymunlardan ders alsak.. 😉