aleaddinBir devletin yaptırım gücü; kamuoyunda görülen açıkları görerek önce bunları kapatacak yasal düzenlemeler yapmak, sonra da çıkardığı yasaların uygulanıp uygulanmadığına takip etmektir.
Devletin yasal düzenlemeleri yapıp, arkasından da “kim nasıl yaparsa yapsın serbestisi verme hakkı yoktur.”
İşte o zaman kargaşa kaçınılmaz hale gelir.
Örnek mi? Toki konutları,
Isı ölçer takılmasının zorunlu hale getirilmesi,
Asansör yönetmenliğinin uygulanması,
Dış cephe kaplaması zorunlu hale getirilmesi vs.
Türkiye’de devlet Toki sayesinde konut sorununu çözdü dersem çok abartmamış olurum.
Bu konutların çok kaliteli ve lüks yapılmış olanları da var.
Vatandaşın bunlara erişim olanakları yoktur.
Ama “Orta direk” kesiminin alacağı konutlardan Ankara Gölbaşı ve Turkuaz konutları var ki, kanım odur ki bunlar Toki’nin yüz karasıdır.
Bu konutların iskâna açılmasında yerleşen malikler; tokinin yerine getirmedikleri taahhütleri ile ayıplı hizmetleri tespit ettirmiş, bunlarla ilgili davalar açılmış, tamamı da temyizde kazanılmış ve bedelleri tahsil edilmiştir.
Sonradan dava açanlar da; hem aynı mahkeme onayına rağmen Yargıtay’ın aynı dairesinden reddedilmiştir.
Bunu isteyen istediği gibi yorumlayabilir.
Başta bu konutlar olmak üzere, birçok konutta, gereksiz yakıt israfını önlemek, doğalgaz tasarrufu yapmak için emredilen ısıölçer zorunluluğuna karşı yine aynı devlet kör ve sağır bakar olmuştur.
Özellikle Toki konutlarındaki asansörlerin hemen hiçbirinin asansörleri sağlıklı değildir.
Örneğin Toki Turkuaz’daki yaklaşık 5000 konutun tamamının tüm asansörleri kırmızı denetim pulu olduğu halde hesap soran yok.
Kırmızı denetim pulu kullanma riski olup, kullanılmasının tehlike arz ettiğinin ifadesidir. Bunları denetleyen var.
Denetleyenin yaptırım gücü yok. Neden?
Tüm konutlarının doğalgaz yakıtında tasarruf için dış cephe dış cephe kaplaması yaptırılması zorunlu kılınmış ve belli bir süre verilerek takvime bağlanmıştı.
Süre geçti.
Hesap veren yok.
Bunlar milli servetin imhası ise devlet nerde?