sudiEn özel ve en güzel türküsüdür, onu o yapan hala dillerden düşmeyen ve düşmeyecek olan türkü ile duyurmuştu adını.
Asrı gurbet harap etmiş köyümü Bülbül gitmiş baykuş konmuş gel hele Ben ağayım ben paşayım diyenler Kapıları kitlemişler gel hele Köyden kente göçün işlendiği, geleneksel yaşamın gelecek korkusuna yenilmeye başladığı yıllardı.
O yıllarda nohut, mercimek, fasulye gibi ürünlerin ambarı olan Anadolu’nun yavaş yavaş bitişine işaret etmiş usta.
O günlerde çuvalla aldığın bakliyatları bugünlerde gramla alıyorsan suçlusu, ozanı dinlemeyen siyasilerdir.
Demir madeninde çalışmış, Demiryollarında çalışmış sonra bir belediyeden evrak memuru olarak emekli olmuş.
Bazen çok basit sözlerden oluşur ama etkileyicidir türkülerimiz.
Dam üstüne çul serer loyluda yar Leylide yar, loy loy loy Bilmem bu kimi sever halelim Nennide kınalım nennide belalım nennide neni Al bu sözleri İngilizceye Rusçaya çevir bakalım bir mana taşıyacak mı?
Anadolu bunun için önemli, bu yüzden hazine, bu bakımdan gözbebeğimiz.
Yunus Emre, Hacı Bayram-ı Veli, Abdal Musa, Kaygusuz Abdal gibi ustalar, ta 1300 yıllarından yakmış meşaleyi.
Sonra elden ele derken, Pir Sultan Abdal’a ayrı bir paragraf açmak istiyorum.
Hızır adlı genç Pir Sultan Abdal’ın yanında azap olarak çalışmaya başlamış, yıllar sonra daha büyük makamlara gelmek için izin (Himmet) istemiş.
Pir Sultan gülümseyerek “Bak Hızır ben sana izin veririm hatta gider büyük adam olur gelir beni bile asarsın ama yinede git” demiş.
Hızır İstanbul’a gidip sarayda işe başlamış, Önce Kapıcıbaşı sonra Paşa ve Beylerbeyi ardından Vezir olup Sivas valiliğine atanmış.
Haber gönderip Pirini çağırmış, bir dolu izzet ikram, Pir Sultan sofraya bakmış Ama bir lokma bile almamış.
Paşa “Bir şey mi oldu Prim?” diye sormuş.
Pir Sultan “Bu yemeklerde haram var, kul hakkı var, sen bunları haramdan yapmışsın” diye cevaplamış.
O günlerden bugünlere, ne Yönetenin haram sevdası bitti, ne de “Bu sofrada haram var” diyenler…
Kula olayım kalem tutan ellere Kâtip arzu halim yaz yare böyle sonra, Köroğlu, Kazak Abdal, Kul Himmet, Kul Nesimi, Ercişli Emrah, Mecnuni, Erzurumlu Emrah, Dadaloğlu, Ruhsati, Zileli Fedai, Sümmani, Aşık Veysel, Davut Sulari, Aşık Mahzuni Şerif, Murat Çobanoğlu, Aşık İhsani, Muhlis Akarsu, Neşet Ertaş, Nesimi Çimen.
Ve son çınar Ali Kızıltuğ’u yitirdik.
Adı Elvis değildi ama bizden biriydi, Halktan, köyden, Anadoludan.