Günahlardan kurtulmak esteriz. Günahlar bizi sıkar ağırlık verir. Her defasında bu günahı bir daha yapmayacağım diye söz veririz ama bir türlü kurtulamayız ya hani! Böyle bir ızdırabı yaşıyorsanız. Gelin geçmiş tarihlerde yaşanmış hadiseden ibret alalım.
 Günahlarından kurtulmak için çareler arayan ve kötülüklerden kendini alamayan bir mü’min, İbrahim Edhem’e başvurmuş Adam:
– Hocam, ben günahlarından dolayı elem ve keder çeken biriyim Ne olur bana biraz nasihat et de, bir türlü terk edemediğim şu günahlarımdan vazgeçeyim, gönül huzuru içinde sürdüreyim hayatımı!
Büyük veli bakmış adamın yüzüne, samimiyet derecesine Sonra şöyle demiş: – Sana altı tane nasihat vereceğim, eğer bunları tutarsan vicdan azabı veren günahlarını kolayca terk edersin
Adam heyecanlanmış: 
Altı tanecik nasihatte ne var ki, sen buyur, hemen tutarım
İbrahim Ethem de başlamış anlatmaya:
– Sen demiş, günah işleyeceğin zaman iyi düşün, kendisine karşı isyan edeceğin zatın mülkünde oturma, çık git O’nun dışında işle günahını!
Adam şaşırmış, gülümsemiş:
– Bu mümkün mü? O’nun mülkü olmayan yer var mı ki? Sen ötekini söyle
– Günaha cüret edeceğin zaman iyi düşün İsyan edeceğin zatın sana verdiği rızkı da yememeye söz ver, ondan sonra isyan et!
– Bu da mümkün değil Ben O’nun verdiği rızkı yemeden nasıl yaşarım? Başka rızık veren yok ki, onunla yaşayayım Sen ötekini buyur
– Günah işleme fikri gelince Allah’ın görmeyeceği yere git Allah’ın hükmünün geçmeyeceği bir yerde işle Ta ki hesap verirken, ben günahı başkasının mülkünde, senin hükmünün geçmediği bir yerde işledim, diyebilesin
– Bu nasıl mümkün olur? Allah’ın görmeyeceği yer yok ki oraya gideyim
– Peki demiş İbrahim Edhem, mülkünde oturduğun, verdiği rızkı yediğin zata, hem de O’nun murakabesi altında isyan etmek revâ mı?
Adam düşünmeye başlamış:
– Değil, değil! Demiş Sen ötekileri buyur
İbrahim Edhem de devam etmiş:
– Azrail gelince karşı koy ve de ki: “Benim kılınacak kaza namazlarım, ödenecek kul borçlarım var Mühlet ver de onları kılayım, o borçları ödeyeyim, ondan sonra gel!?”
– Bu da mümkün değil Ecel gelince durdurmak olur mu? Azrail’in şimdiye kadar kim durdurabilmiş ki ben durdurayım? Ölümün ileri veya geri alınmayacağını bilmiyor musun ya İbrahim? Sen ötekileri buyur
– Kabre girince gelen sual meleklerine de ki: “Ben sizi tanımıyorum, suallerinize de cevap vermiyorum, çekilin gidin buradan!”
– Buna kimin gücü yeter? Böyle diyecek bir babayiğit henüz anasından doğmamış Sen ötekini buyur
– Mahşer yerine varınca sevab ve günahlarının tartıldığı sırada, terazinin günah tarafına bak, günahın fazlasını al götür, kimsenin görmeyeceği bir yere sakla Böylece günahından kurtul
– Bu mümkün mü? Melekler var, koskoca mahşer halkı orada Tek günahımı bile bağışlamazlar bana Hepsi de terazinin gözünde tartılır, benden hesabını sorarlar
– Öyle ise, demiş İbrahim Edhem Azrail’i durduramıyorsun, sual meleklerine karşı koyamıyorsun, hesabını vereceğin günahlarının tekini dahi saklayamıyorsun, günaha nasıl cesaret ediyor, nasıl işliyorsun, reva mı bu?
Adam ellerini kaldırmış: – Teslim! Ya İbrahim, teslim, demiş Bundan sonra günah işleyeceğim zaman bunları tek tek hatırlayacağım, sonra da nefsime diyeceğim ki:
– Ey nefis! Mülkünden dışarı çıkacaksan, verdiğin rızkı yemeden yaşayacaksan, görmediği yeri bulacaksan, Azrail’e dur diyeceksen, sual meleklerini kovabileceksen, günahlarından fazla gelen kısmı saklayabileceksen ben de seninleyim, işleyelim günahı Bunları yapmaya muktedir değilsen ey nefis, hiç boşuna uğraşma, sana günah falan işletmem, otur oturduğun yerde.