Zamanında bazı kişiler tarafından o günün koşullarına göre söylenen ve toplum tarafından da benimsenen ünlü sözleri yeri geldiğinde gözden geçirdiğimiz zaman bu sözler insanı ister istemez bir düşünceye sevk ediyor.
Örneğin Indra Ghandi’nin bir görüşüne göre;
Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır. Uyumuyor da uyuyor gibi yapıyorsa ne yaparsanız nafile uyandıramazsınız”
Indra Ghandi bu sözlerini nerede ve ne zaman hangi gerekçeyi dikkate alarak neden söylemiş onu bilmiyoruz.
Ancak bildiğimiz kadarıyla bu sözcükler bazı toplumlar için bugünün koşulları dikkate alındığında geçerli olabiliyor.
Bu toplumlar genelde kültürle, bilimle, sanatla vb gibi uğraşmazlar.
Genelde bu toplumlar geçim derdiyle uğraşırlar. Çünkü bu toplumlarda okumayla birlikte olayları irdeleme alışkanlığı da yoktur.
Daha doğrusu bu toplumlar yeri geldiği zaman dünü pek anımsamazlar ve olayların gidişatını kendi haline bırakırlar ve unutkan olurlar.
Unutkan toplumları yönetmek, yönetenler açısından kolaydır.
Bu durumu baz alıp bu durumdaki toplumları irdelersek; bu toplumlardaki nüfus artış oranı elde ettikleri gelire oranla çok yüksektir. Bu nedenle yaşamları hep sıkıntı içinde geçer.
Neden biz böyleyiz diyerek kendilerine bu soruyu sormazlar. Hep devletten yardım beklerler. Dünyada ve o ülkede yaşanan olaylarla pek ilgilenmezler. İlgilense bile fikir üretemezler.
Bu toplumlarda bazı kişiler amacına ulaşmak için her yolu denerler ve her yol onlar için sözüm ona geçerlidir. Bu kişilerden büyük çoğunluğu okumazlar, yazmazlar ancak para lafını duydukları anda gözleri fal taşı gibi açılır.
Birde yaşanan olayları teknolojik açıdan değerlendirirsek bu toplumlar ithal ettikleri teknolojiye henüz hazır olmadıklarını her fırsatta gösterirler. Örneğin; karayollarında yaşanan trafik kazalarını ele alalım.
Bu kazalar her yönü ile faciaya neden olarak hızla artmaktadır. Çünkü bu toplumlarda devlet, bu teknolojiye uygun ilkelerin yanında alt yapıyı da henüz yaşama geçirememiştir.
Bunun yanında böyle toplumlarda gıda sağlığı da ciddi alınmadığı için insan sağlığından bahsetmenin mümkün görülmediği söylenebilir. Çünkü yenilen gıdaların her aşaması yeterli kontrolden geçmeden piyasaya sürülmektedir.
Halkı bu gibi durumlarda bilgilendirmek isterseniz bilgilendik derler ancak çoğunluğu gene bildiklerini okurlar.
Yaşamlarında karşılaştıkları olaylarda neden-sonuç ilişkisini kuramazlar.
Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Burada önemli olan bu durumdaki toplumları akıl ve bilimi baz alarak özellikle devlet tarafında radikal önlemler alınmak kaydıyla toplumun eğitilmesi gerekir.
Ayrıca şu anda yaşanan ekonomik kriz nedeniyle sayıları hızla artan işsizlere yeni iş olanaklarının devlet tarafından sağlanması önerilebilir.
Sağlanmadığı takdirde o toplumlarda büyük kaoslar (bunalımlar) yaşanabilir.