filizİnsanın ruhu hastalanmadan bedeni hastalanmazmış. Hastalık önce ruha, sonra zihne, sonra da bedene sirayet edermiş.
Uzun yıllar yapılan araştırmalara göre eğer;
MİDEN ağrıyorsa, “İçimdeki fikirleri sindiremiyorum, yaşadıklarımı hazmedemiyorum” diyorsun.
Kendine, “yaşamı kolaylıkla içime sindiriyorum”  demelisin
BAŞIN ağrıyorsa, “kendimi değersiz görüyorum, kendimi eleştiriyorum ve korkuyorum.”diyorsun.
Kendine, “kendimi seviyor ve onaylıyorum. Zaten değerliyim. Ve güvendeyim” demelisin
BOYNUN ağrıyorsa, “esnek olamıyorum, inatçı olmak işime geliyor , önüme dümdüz bakarım.” Diyorsun.
Kendine, “konulara kolaylıkla ve esneklikle her açıdan bakabilirim. Bir sorunun bir sürü çözümü vardır.” Demelisin
DİYABET sorunun varsa, “yaşamdan tat alamıyorum, olabileceklerin özlemini çekiyorum, derin üzüntü içindeyim.” Diyorsun.
Kendine, “Bu içinde bulunduğum an çok tatlı ve hazlı. Her an kendine ve özel güzel. Anın tadını çıkarmayı seçiyorum.” Demelisin.
KULAKLARIN da sorun varsa, “Ne iç sesimi ne de dışarıdakileri duymak istemiyorum.  Duymayı kapatıyorum. Aşırı karışığım.” Diyorsun.
Kendine, “İç sesimi ve dış dünyayı sevgiyle dinliyorum. Çevremde uyum var. Ve ben çevremle uyumluyum.”  Demelisin.
GÖZLERİN de sorun varsa, “görmem gereken şeyleri inatla görmek istemiyorum. Gelecekten korkuyorum” diyorsun.
KALBİN ağrıyorsa, “İçimde kin, nefret, hayal kırıklığı dolu. Hiçbir şeye sevgiyle bakamıyorum.” Diyorsun.
Ve en önemlisi;
Düşündüğünüz her şeyin, yaşayacağınız şeylerin  belirleyicisi olduğunu  hiç düşündünüz mü? Bu nedenle
Sadece SEV… Belki de sadece sevmeyi öğren. Sevilmeyi beklemeden. Sevmekte öğrenilebilen bir duygudur. Bu kendine yapacağın en güzel iyiliktir. Hem ruhunu besler, hem zihnini besler, hem de bedenini besler…