İNSAN KURBANLAR

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » İNSAN KURBANLAR
Paylaş
Tarih : 27 Şubat 2017 - 8:31
Filiz Aldemir

filizSacid Bey henüz 35 yaşında. Gayet prestijli bir işi var.  Genç yaşına bulunduğu çevrede güzel bir ortam yakalamış. Yalnız ne zaman yan yana gelsek sürekli söyleniyor, şikayet ediyor, insanlara kızıyor. Farkında olmadan bir de küfür sıkıştırıyor araya.

O na bakıyorum hayat mı onu yaşıyor, O mu hayatı yaşıyor belli değil. Çoğu insanın yaptığı hareketi kendi dünyasında tekrar edip duruyor. Hayat yolunda oradan oraya koştururken sadece söyleniyor. Kısacası farkında olmadan sürdürülen bir hayat.

Yaşamda sürekli söylenen insanlar, işi çok olanlar, derdi bitmeyenler kendilerini her şeyden ve herkesten ayrı görürler.  Çünkü kendilerini sürekli bir şeyle ve kişilerle kıyaslama halindedirler. Sanki sürekli hayatı yenmek zorundaymış gibi davranış şekilleri vardır. Yenildikleri vakit en çok acıyı çeken kurban psikolojindeki kişilerdir.

Ortada kurban rolünde gezen o kadar çok insan var ki.. Sanırsın dünya yükü onların üzerinde. Aslına bakılırsa bu tipler ya önemli olmak için çok sorumluluk almıştır, altında ezilmiştir ya da sorumluluk almayı sevmiyordur kaçış yolu kurban bilincini seçmiştir.

Dikkat edin sürekli söylenen insanlara, “çok yoruldum, dünyanın yükünü kaldıramıyorum, hayat çok acımasız, kimse beni anlamıyor….” Cümleleriyle vermek istediği mesaj, “bakın ben bir kurbanım” diyerek kendini ezik gösteriyordur farkında değil.

Bunun en altında yatan neden ise, sadece dikkat çekmek! Görün beni, sevin beni, fark edin, bakın ben neler yapıyorum, ne kadar güçlüyüm mesajı vermektir.

Biz hepimiz görünmez iplerle bir birimize bağlıyız. Aslında hepimiz bir iz. Çok insanın “geç onu” dediğini duyar gibiyim. Tabi ki bunu zihin gözüyle fark edemezsin, göremezsin. Bunu ancak sadece gönül gözüyle görebilirsin. Gönül gözüyle görebilmek içinde farkındalık gerekir. Farkındalık için de talip olmak gerekir.

Bir okyanus düşünün ve bu okyanusta bir damla olduğunuzu. Hepimiz aynı şekilde bir okyanusun damlasıyız. Senin farkında olman önce kendine sonra okyanusa ve okyanustakilere şifadır.  Eğer bu hakikati idrak etsen, kendini başkalarıyla ve sıkıntılarla kıyaslamayı bırakırsın.

Sacid Bey çok iyi yerlere gelmiş gibi görünebilir. Ama mutsuz, hayatının tadı tuzu yok. Kim bilir geleceğe hangi hastalıkları davet ediyor farkında değil. Birde o hastalıklardan şikayet edecek o da ayrı.

Lütfen biraz hayatın farkında olun. Yüzyıllardır çoğu insanın yaptığı söylenmeyi bırakın, şikayeti bırakın. Önce kendinizi biraz tanıyın. Zayıf yönlerinizi, güçlü yönlerinizi. Kendinize ve hayata ne katarsınız buna bakın.

Üretin.. Kazak örün, çorap örün, tohum dikin, hayvan besleyin.  En büyük haz, üretmektir.. çünkü var olmanın sırrına ermektir..

Sevin.. bilmiyorsanız öğrenin. Yaradılana yaradandan ötürü saygı duyun.

Dilerim önce kendine sonra topluma faydalı olursun.. Çünkü kurban bilincinden çıkmanın tek yolu şikayeti ve söylenmeyi bırakmaktır.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

CİLALI TAŞ’TAN KOLTUK DEVRİNE
CİLALI TAŞ’TAN KOLTUK DEVRİNE

İlk olarak 23 Nisan 1933 yılında Atatürk bir grup çocuğu ‘makamında’ ağırladı, onlarla sohbet etti. Sonraki yıllarda çocuklardan birine

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN KURULUŞU
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN KURULUŞU

Türkiye Büyük Millet Meclisi bundan tam 98 yıl önce 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplandı. Türk Anayasa tarihinin bu adı taşıyan ilk meclisi,

ZEHİR PANZEHİR
ZEHİR PANZEHİR

Dünya var olduğundan beri üç döngü hiç aralıksız sürüp gidiyor. Doğumlar, ölümler ve acımasız savaşlar. Tarihin derinliklerinden günümüze