sudiBu pazar yapılacak olan halk oylamasının sonucunu sabırsızlıkla beklerken “Keşke sadece sistem üzerine konuşsaydık” diyorum.
Demokrasi kürsüsünün dört bir yanında oturan liderlerin konuşmalarıyla özümsedik şeffaflığı. Meydan meydan dolaşan parti liderleri en sonunda çıkar televizyona ve milyonların önünde kozlarını paylaşırlardı.
Ben ne Demirel’in, ne Ecevit’in, ne Erbakan’ın, ne de Türkeş’in ağzından, birbirlerine karşı kötü bir söz duymadım.
Rakip olsalar da centilmenliklerini elden asla bırakmamışlardı.
Hepsinin de kendine has bir sloganı, felsefesi ve dünya görüşü vardı.
İdeolojilerini çok sert şekilde savunurlarken dahi “Hadsiz, alçak, ulan” gibi kelimeler kullanmazlardı.
Hala hafızamda; hiçbir liderin dilinden “Sen yalancısın” suçlaması duymamışımdır.
Mecbur kalındığında “Gerçeği yansıtmıyor ve ya gerçeği dile getirmiyor” gibi cümleler kurulurdu.
1980 öncesi parti liderlerinin şuan hiç birisi hayatta olmasa da centilmenliklerinden dolayı hepsi hatıralarımızda.
Bizler onları saygı ve rahmetle anıyoruz.
1980 sonrası Özal ve Calp’in katıldığı açık oturum, sonraki yıllara şekil verecek bir tartışmayla anılarımızdaki yerini aldı..
“Köprüyü sattırmam” “Köprüyü satarım”.
Neticede Özal köprüyü satıp geliriyle yenisini yapmıştı.
Devletin kendi imkânlarıyla yani milletin vergileriyle yapılan bu köprülerin yerini, şimdilerde ‘yap işlet devret modeli’ aldı, İstanbul’da ki köprüyü, televizyonda görüp belki hiçbir zaman üzerinden geçemeyecek olan vatandaş finanse edecek.
Hafta sonu referandum var ama biz anayasa hariç her şeyi tartıştık.
Vatandaşları ileride neler bekliyor?
Daha mı iyi yoksa daha mı kötü olacak?
Muhalefete göre; Mülkiyet hakkı, adil yargılanma, ifade özgürlü dahi tehlikede ve üçüncü sınıf Afrika modeli demokrasi gelecek.
İktidara göre, Tam tersi olacak, özgürlüklerin önü açılacak, adil ve bağımsız yargı olacak, ekonomide durağan olan ibre yükselişi gösterecek.
Peki, hangisi gerçek?
Buna en doğru cevabı sorunun muhatapları vermeliydi.
Nerede?
Devletin televizyonunda, 80 milyonun önüne.
Haftalardır süren mitinglerde “Anayasa maddeleri” hariç her şey konuşuldu.
Hakaretler havada uçuştu bir tek anayasa konuşulmadı.
Şimdi top vatandaşta, ona düşen gidip tercih hakkını kullanmak.
Kararı ne olursa olsun her vatandaşın sandığa gitmesi ve ülkenin geleceğini şekillendirecek bir model için “Evet” ya da “Hayır” demesi lazım.
Referandum süresinde yaşanan itiş kakışın son bulmasını ve çıkacak sonucun hayır’lı olmasını diliyorum.