LAİKLİK VE AYKIRI UNSURLAR

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » Cemal Şencan » LAİKLİK VE AYKIRI UNSURLAR
Paylaş
Tarih : 29 Temmuz 2013 - 15:47
Cemal Şencan

Ülkemiz; tarihin her döneminde, değişik amaç ve yöntemler izleyen iç ve dış tehdit unsurlarının hedefi olmuştur. Coğrafi açıdan incelendiğinde Türkiye; Avrupa ülkesi, Asya ülkesi, Akdeniz ülkesi, Karadeniz ülkesi, Ortadoğu ülkesi, Kafkas ülkesi ve Balkan ülkesi özelliklerinin tümünü üzerinde taşımaktadır. Önemli güç merkezlerine, zengin doğal kaynaklara, kara, hava ve deniz yollarına göre konumu bu tehditlerin ana gerçeklerini oluşturmuştur.

Türk milleti tarihte pek çok badireler atlatmış, pek çok düşmanla mücadele etmiştir. Maalesef bu düşmanların bir kısmı da kendi içinden çıkmıştır. Kurtuluş savaşı bunun en güzel örneğidir. İç ve dış düşmanla mücadele etmenin en güzel örneği de gene KURTULUŞ SAVAŞI RUHUDUR.

Kurtuluş savaşı Türk tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Atatürk’ün önderliğinde tarihin akışı değişmiş, tarihte bize biçilen rol Atatürk ve Türk milleti tarafından reddedilmiştir. Atatürk’ün öncülüğünde Türk milleti aklı ve bilimi rehber edinerek geleceğine egemen olmuştur. Özgürlüğün, eşitliğin, demokrasinin, laikliğin, vatandaşlığın birey olmanın, aklı kullanmanın ne demek olduğunu öğrenen, bunun tadına varan Türk milletini, geçmişin karanlık çöplüğüne hiçbir güç döndüremeyecektir.

Laiklik; devlet ve toplum yaşantısını ilgilendiren hukuk kurallarının akla, bilimsel gerçeklere ve toplumun ihtiyaçlarına göre düzenlenmesidir.

Devlet; hukuk kurallarından oluşan bir organizasyon olduğuna göre, hukuk kurallarının bu şekilde düzenlenmesi ile laik devlet yapısına, dolayısıyla laik toplum yapısına ulaşılır. Demokratik ve laik devletler vatandaşlarına temel hak ve özgürlükler adı altında pek çok hak tanır. “Bu hak ve özgürlüklerin başında inanç özgürlüğü ve bu özgürlüğün devlet tarafından korunmasına ilişkin laiklik ilkesi gelir” Türkiye cumhuriyeti devletinde dinsel inanç, kişilere aittir. Hiç kimse, bir diğer kişinin inancına karışamaz. Karışırsa, suç işlemiş sayılır ve yargılanarak cezalandırılır.Böyle bir yapılanma ile, din ve inanç kişilerin vicdanına bırakılır. Devlet ise, tamamen aklın ve bilimin gerçekleri ile yönetilir.

Din ile bilim, metotları birbirinden tamamen farklı iki kavramdır. Bilimin temelinde şüphecilik vardır. Şüphecilik, bazı deneysel metotlarla, insanı bilimsel gerçeklere götürür.

Dinde ise şüphe yoktur. Din’in insanlardan talebi, inan yada inanma şeklindedir. Dinsel doğrular, bilimsel metotlarla ispatlanamaz.

Bu iki kavramın metotlarını birbirine karıştırmak, kişiyi ve toplumu kaosa ve kargaşaya sürükler. Laik devlet ve toplum, bu iki kavramı birbirinden ayıran, dolayısıyla, kaosu ve kargaşayı önleyen devlet ve toplum yapısıdır.

Sorgusuz sualsiz kabul sağlayıcı etkisi nedeni ile din, her dönemde, bir takım kişilerce toplum üzerinde itaat sağlayıcı bir unsur olarak kullanılmıştır. Ancak, içte ve dışta Türk milletinin geleceğini karartmaya çalışan güç odakları anlamsız da olsa bu faaliyetlerinden vazgeçmemektedir.

Bu güç odakları ile mücadele etmenin en etkin yolu; aklı kullanma becerimizi en üst düzeye çıkarmaktır. Bilmeliyiz, bilgiye egemen olmalıyız, bilgiyi değerlendirip yeni bilgilere ulaşmalıyız. Kendimizi Türk milletinin beklentileri doğrultusunda çok iyi yetiştirmeli ve olumlu niteliklerle donatmalıyız. Türk milletine ve devletine düşman olanların amaç ve yöntemlerini çok iyi bilmeli ve bunlarla mücadele yöntemleri geliştirmeliyiz. Bilen insanlar olarak bilmeyen insanlarımızı aydınlatmalı ve bilgi ile donatmalıyız. En önemlisi Atatürkçü düşünce sistemini ve onun özü olan AKLIN VE BİLİMİN EGEMENLİĞİNİ çok iyi kavramalı, benimsemeli ve bir yaşam biçimi haline getirmeliyiz. Unutulmamalıdır ki bu rejim düşmanları ile mücadelede bizi üstün kılan; aklımızı kullanma becerimizdir. Bu mücadelede ihtiyacımız olan gücü Atatürk’ten, Atatürkçü düşünce sisteminden ve onun mücadele azminden alarak, milletimizin geleceğinin karartılmasına asla izin vermemeliyiz ve vermeyeceğiz de. Saygılarımla.

 

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

ÇOCUKLAR DUYMASIN
ÇOCUKLAR DUYMASIN

Gözlerine ağır ağır çöken bir uyku “Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde” diye başlayan masallarla açılır

TEMSİLDE ADALET
TEMSİLDE ADALET

Toplumun genel yapısını bilmek kaydıyla kendilerine toplum tarafından toplumu yönetmek üzere verilen bu yetkiyi özellikle Parlamenter sistemle

GELEN AĞAM GİDEN PAŞAM
GELEN AĞAM GİDEN PAŞAM

Dünyadan koptukça çöküşünü hızlandıran, kötü gidişatı durdurma telaşıyla daha içinden çıkılmaz duruma düşen ve yıkılan bir imparatorluk. Bir