“Meritokrasi’den Nepotizm’e” adı altında Tuğrul Tanyol’un Cumhuriyet Gazetesi’nde 7 Ekim 2018 tarihinde yayınlanan makalesinde özellikle son yıllarda kamu yönetiminde Meritokrasi (Liyakat) geleneğinin Nepotizm (kayırmacılık) ile son bulduğunu açıklıyordu.

Konu üzerinde 6 sene önce tarafımca 3 Eylül 2012 tarihinde Mahmutlar Post Gazetesi’nde yayınlanan Meritokrasi Kavramı ve Önemi adlı makalemde bu kavramın çok önemli olduğunu belirterek şöyle açıklamıştım.

“Bugün görebildiğim kadarıyla Türkiye’nin en büyük sorunu işin ehline verilmemesi gelmektedir.
Bu görüş Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisinin 24 Ağustos 2012 tarihli sayısında yer alan Sayın Doğan Kuban’ın “Garip Bir Meritokrasi” adlı makalesinden alınmıştır.
Konu üzerinde herhangi bir değerlendirme yapmadan önce Meritokrasi kavramını açıklarsak…
Yönetim Biliminde yer alan MeritokrasiMerit ve Krasi kelimelerinden oluşmaktadır. Merit, yeterlik ve değer anlamına, Kratos ise güç, etki ve kuvvet anlamına gelmektedir.
Meritokrasi toplumda değerlilerin, seçkinlerin güçlü ve etkili olmasını savunur.
Seçkinlerin ve değerlilerin siyasal iktidara egemen olmasını öneren bir görüştür.
Özellikle üst kademelerde zekâ, çalışkanlık ve diğer mesleki hünerleri bulunan kişilere yer verilmesi anlamına gelir.
Bu görüşü açıkladıktan sonra tekrar Sayın Doğan Kuban’ın makalesine dönersek;
Yukarıda açıklanan görüşe ilave olarak bu gün gerçek bir meritokrasi’ye ihtiyacımızın olduğunu ve her işin başında onu en iyi yapacak bir uzmanın gerekli olduğunu,
ancak görüldüğü kadarıyla doğru yerine yalanın, ehliyet ve uzmanlık yerine de ehliyetsizlik ve yeğenciliğin geçerli olduğunu açıklıyordu.
Sayın Doğan Kuban’ın bu görüşlerine katılmamak elde değil.
Bunun yanında 10 Ağustos 2011 tarihinde Cumhuriyet Gazetesinde Sayın Öztin Akgüç’ün “Türkiye’nin Temel Sorunu” adı altında yayınlanan makalesin de temel sorunumuzun başında nitelikli insan azlığı geldiğini ve bu sorunun çözüme kavuşturulmasının gerekli olduğunu, kavuşturulamadığı takdirde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini açıklıyordu.
Her ne kadar nitelikli insan sayısı az olsa bile uygulamada siyasi tercihlerin sürekli ön planda tutulduğu ve bu nitelikte ve eğitimli insanların hep geri planda kaldıkları da görülmektedir.
Bu durum yukarda açıklamaya çalıştığımız Meritokrasi kavramıyla tamamen çelişmektedir.
Meritokrasi kavramını günümüz koşullarında irdelemeye çalışırsak;
Osmanlılardan başlamak kaydıyla üst kademelerde görev alacak kişilerde zeka, çalışkanlık ve diğer mesleki hünerler hiç dikkate alınmadan bu kişiler padişahın buyruğu ile örneğin; sadrazam yapılıyordu.
Demokrasi sürecini henüz tamamlamamış toplumlarda örneğin bizim toplumda olduğu gibi üst kademelerde görev verilecek kişilerde çalışkanlık ve diğer mesleki hünerlerin de hiç dikkate alınmadığı görülmektedir.
Esasında toplumun çağdaş bir düzeye ulaşması ancak nitelikli ve eğitimli insan sayısını bir plan dahilinde hızla arttırılmasının yanında yapılacak her işinde o işten anlayan kişiler tarafından yapılması görüşündeyiz.”