NUSR-ET

Paylaş
Tarih : 23 Şubat 2017 - 9:02
Sudi ÇANDIR

sudiErzurumlu bir maden işçisinin beş çocuğundan biriydi, maddi imkânsızlıklar nedeniyle okulunu yarıda bırakıp bir kasabın yanında işe başladı.

Birçok değişik ustayla hiç izin kullanmadan günde 15 saat çalıştı.

Bir gün İstinye’de dolaşırken bir kasabın aynı zamanda et pişirdiğini görüp heyecanlandı. Bu konseptin dünyada olup olmadığını varsa nasıl yapıldığını araştırmaya başladı.

Çalıştığı kasaptan maaşını aldı, kredi kartında ki son kuruşa kadar çekip Arjantin’e gitti.

Üç ay boyunca kasapları dolaştı, çiftliklere gitti ve gözlemlerde bulundu.

Kafasında bir şeyle şekillenmişti.

Tekrar Türkiye ye dönüp eski işine devam etti.

Orada öğrendiklerini birer birer uygulamaya başladı.

Müşterilerinin memnuniyet ifadeleri ona başarılı olacağı hissini veriyordu.

Artık hedefleri vardı ve ilki kesinlikle Amerika’ya gitmekti.

Vize başvurusu yaptı ama bankada bir kuruşu bile yoktu reddedildi.

Sonra bir daha başvurdu ama ne verecek güvencesi ne de üzerine kayıtlı bir tapu vardı.

Tam 4 kez reddedilmişti ama pes etmiyordu.

Son başvuruya Arjantin’de bulunduğu dönemde çeşitli dergilerden kestiği kendi resimleriyle gidip görevliye okuttu ve zorda olsa ikna edip 3 aylık vizeyi kaptı.

Amerika da bir restoranda yaptığı menü New York Times’te yayımlandı.

New York’un en önemli 4 restoranında bir sent bile almadan kaçak olarak çalıştı.

Üç ay sonunda tekrar Türkiye’ye döndü.

Parası olan bir tanıdığından “Sen bana para ver ama birde kendine para sayma makinesi al” dedi.

Kendi işini kuracak kadar sermayeyi aldı İlk işyerini açmış ve beş aylık süre sonunda aldığı borcu ödemişti Asgari ücretle başladığı mesleğinde patron olmuştu.

Yanında 500 kişi çalışıyor birçok yerde şubeleri var.

Müşterileri yurtdışından jetleriyle yemek yemeye gelen zenginler, yurtiçinde ise her dönem ‘Beyaz Türk’ kalmayı bilen üst tabaka insanlar.

Müthiş bir başarı öyküsüdür Nusret. Gemlik’in Umurbey Köyünde doğan ve banka memuruyken Cumhurbaşkanı olan Celal Bayar gibi.

Çobanlıktan yükselip Başbakan olan, Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel, banka memuru bir babanın çocuğu Turgut Özal, tornacı bir babanın oğlu Abdullah Gül gibi.

İETT’de geçici işçi olarak çalışan Recep Tayyip Erdoğan gibi büyük başarı öyküleriyle doludur cumhuriyet.

Tüm bu gelişmelere baktığımızda, sistemin kimselere pranga vurduğu yoktur.

Babadan oğla bir gelenekte bu saydığım değerli devlet büyüklerinin asla esamasi okunmayacaktı.

Demokrasi her bireye fırsat eşitliği sunar ve daha iyi olanlar bunu değerlendirir.

‘Evet’mi, Hayır’mı?” tartışmalarının arş-ı alaya yükseldiği bir dönemde keşke başka şeyleri tartışsaydık.

Arşı-alanın keşfine dair birtakım bilgilerimiz olabilseydi.

Nusret ve Midilli’yle başlayan yeni Türkiye Cumhuriyeti serüveninden çıkartacağımız çok önemli dersler olmalıydı.

Neyse; Siz yine de dikkatli olun. Cebinizde ki üç kuruşa güvenip Ali Ağaoğlu’nun, Acun’un, müdavimi olduğu Nusret’e gitmeyin. Bir su ve karışık salataya servet ödeyip çıkarsınız.

Çünkü biz alt gelir grubundakilerin maaşı Nusret’te, Midilli kalır.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

CİLALI TAŞ’TAN KOLTUK DEVRİNE
CİLALI TAŞ’TAN KOLTUK DEVRİNE

İlk olarak 23 Nisan 1933 yılında Atatürk bir grup çocuğu ‘makamında’ ağırladı, onlarla sohbet etti. Sonraki yıllarda çocuklardan birine

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN KURULUŞU
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN KURULUŞU

Türkiye Büyük Millet Meclisi bundan tam 98 yıl önce 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplandı. Türk Anayasa tarihinin bu adı taşıyan ilk meclisi,

ZEHİR PANZEHİR
ZEHİR PANZEHİR

Dünya var olduğundan beri üç döngü hiç aralıksız sürüp gidiyor. Doğumlar, ölümler ve acımasız savaşlar. Tarihin derinliklerinden günümüze