sudiVali Hasan paşanın emriyle ekmeğe zam yapılmıştı, kadınlar örgütlenip Osmanlı tarihinde ki ilk eylemi yaptılar.
“Bu protesto nerede yapılmış?” diye sorarsınız.
Namazgâh ve Damlacık gibi Türk mahallelerinde yapılmıştır.
1828 yılında, tabi ki İzmir’de. Vali zamları geri çekerek pes etmiş, Osmanlı tarihinde ilk kez kadınlar kazanmıştır.
Osmanlı Devletinde “Türk kadını” tanımlaması kullanılırken, imparatorluk döneminde ecnebi nüfusunun artışıyla birlikte “Osmanlı kadını” ibaresi öne çıkmıştır.
Tarihin derinliklerine indiğimizde M.Ö 400- 4500 yıl gerilere ait bilgiler bulunmaktadır.
Türk tarihinde asla cinsiyet ayrımından söz edilmez.
Hatta varsa bir ayrım bu kadınlar lehinedir.
Türk tarihinde ilk Şamanların kadın olduğuna dair önemli bulgular bulunmaktadır.
Devleti Kağan yönetmektedir ama Hatun’un onayı olmadan Kağan’ın aldığı hiçbir karar hayata geçemezdi. (Rica ediyorum; Özal Semranım uygulamasıyla kıyaslamayınız) İskitler’de her kadın askerlik yapar ve birer savaşçı olarak yetiştirilirdi.
Bu yöntem İsrail tarafından profesyonelce uygulanmaktadır.
Bizde ise Ankara’da bir semtin adı olarak yaşatılmaktadır.
Eski Türklerde kadın gerçekten önemlidir.
Büyük Hun İmparatorluğu ile Çin arasında imzalanan ilk barış anlaşmasında Metehan’ın hatununun imzası vardır.
Orhun kitabelerinde yer alan Hakan ve Hatun’un buyruğudur ibaresi en önemli delillerden birisidir.
Sabar’ların Kağanı öldüğünde tahta eşi Boarık hatun geçmişti.
Boarık Hatun yüz bin kişilik ordusuyla Bizans İmparatorluğunu dize getirmişti.
Eski Türklerde kadınların önemi erkekle aynı seviyedeydi.
Hatta Türk kadınlarının bu eşitliği Orta Çağ Avrupa’sının yol haritası olmuştur.
Şöyle ki; Çin’de kadınlara isim verilmez “1.2.3.4” diye çağrılırdı.
Yine İngiltere’de on birinci asra kadar kadınları kocalarının satma hakkı vardı.
İngiliz kadınlara İncil’e el sürme ve okuma hakkı 1500 yılından itibaren verilmiştir.
Eski Romalılarda kadın eğer kız çocuğu ve ya sakat doğum yaparsa, kocasının onu öldürme hakkı vardı.
Araplarda ise kız çocukları diri diri gömülür ve kız babası olmak onursuzluk sayılırdı.
Türklerin İslamiyeti kabulüyle birlikte Büyük Selçuklu Devletinde kadının yeri ve statüsü değişmemiştir!..
Türk kadını en büyük hak kayıplarına Osmanlı İmparatorluğu döneminde uğramıştır.
1880’li yılların sonlarında İstanbul’da bir postaneye kadın memur alınacaktır.
Ancak Müslüman kadınların çalışması memur olması yasak olduğu için bu sınava gayrimüslimler girebiliyordu.
Bir grup kadın postane önünde eylem yapamaya başladılar. (Esra Elönü liderliğindeki bu eylem tabiî ki şaka)
Eyleme müdahale için gönderilen bekçilerin kadına fiziki anlamda dokunması yasaktı ve biber gazı henüz icat edilmemişti.
Üç gün süren bu eylemlerden sonra kadınlara çöpçü olma hakkı verildi.
İstanbul Pera sokaklarını bu kadınlar süpürüyordu. İmzası olmayan bir ressamın tablosundan hatırlıyorum.
Osmanlının zayıf düşmesi ve erkeklerin savaşa gitmesiyle birlikte kadının iş hayatında ki önemi artmış, memur olarak kabul edilmedikleri postaneye ve eğitmenliğe adım atmaya başlamışlardı.
Atatürk Erzurum kongresi esnasında “Türk kadını eski özgürlüğünü kazanacaktır” diyerek sonraki yıllarda “kadın erkek eşitliğini yasal olarak düzenleyecektir…”
Bugün kadını ikinci, üçüncü statüye atmaya çalışan zihniyet “Orta Çağ” zihniyeti değil “Yakın Çağ” zihniyetidir.
Çünkü kadınlarımız bugün bile ‘Orta Çağ Türk devletlerinin’ tanıdığı haklara sahip değillerdir…