cemalTopluma yön veren kurumların en başında siyaset kurumları gelir.
Siyaset kurumlarının görevi; ülkeyi en iyi şekilde yönetmekse, mensubu olduğu topluma karşı görevleri vardır.
Bu görevlerin en önemlisi toplumu meydana getiren fertlerin doğuştan edindikleri dil, din, ırk, mezhep gibi farklılıklarını, ayrıştırıcı birer kusur gibi değil de, saygı duyarak yaklaşılmasını sağlayacak konuşma dili, beden dili, örnekleme metodu, topluma verilecek mesajların içeriği gibi unsurlar toplumu bütünleştirici olmalıdır.
Amaç ne olursa olsun, farklılıkları tartışmaya açmak, toplumu ayrıştırmaya yöneliktir.
Toplumun bir kesimine hitap etmek, onu üstün sayacak söylem ve davranışlar, toplumun diğer kesimlerini dışlamak anlamına gelir ki, bu tür siyaset biçimi topluma yapılan en büyük kötülüktür ve ülkenin bölünmesine, parçalanmasına kadar uzayıp gider.
Ülkemizde çeşitli mezhep ve etnik köken farklılıkların olduğunu hepimiz biliyoruz.
Siyaset kurumu, bunların hepsini kucaklayıcı, onların hayat standartları yükseltici, insan gibi yaşamalarını sağlayıcı tedbirleri almakla görevlidir.
Şu anda geldiğimiz noktaya baktığımızda; özellikle etnik köken ve mezhep farlılıkları olan toplumlar hedef tahtasına oturtulmuş, planlı ve bilinçli bir şekilde bir birlerine neredeyse düşman edilme noktasına taşınmıştır.
Siz, halktan hangi konularda yetki aldınız ve aldığınız bu yetkiyi nasıl kullanıyorsunuz?
Devletin gücünü dilediğim gibi kullanarak, dilediğimi yapacağım” dediniz mi?
Hayır.
İşinize geldiği zaman “demokrasi trenine” bindiniz, işinize gelmediği zaman, demokrasiyi “tu – kaka” yaptınız. Sizden olmayan, sizin gibi düşünmeyen, sizin  her yaptığınızı, her söyleminizi doğru bulmayan herkesi hedef tahtasına oturtup düşman ilan ettiniz.
Halkı devletin gücü ile susturuyor, terör ile korkutuyorsunuz.
Rahmetli babamın bir sözü geldi aklıma.
Derdi ki;
“oğlum; eline, diline, beline sahip olacaksın”
Bunun anlamı;
-Elin uzun olmayacak, çalmayacaksın.
-Dilin uzun olmayacak, aşağılamayacaksın.
-Belin gevşek olmayacak, namuslu olacaksın.
Şu birkaç aylık seçim döneminde ülkemiz çok tehlikeli uçurumların eşiğinden döndü.
Açılan bu yaralar, 1 Kasım seçimlerinin ertesi gün ya sarılmaya gebedir, ya da dilim varmıyor ama….
BARIŞ ÇOK ZOR…