Tevekkül, pek çoğumuzun yanlış anladığı konulardan birisidir. Tevekkül, insanın kendisinin üzerine düşen vazifelerin tamamını yaptıktan sonra işin neticesini Allah’a bırakması demektir.Yüce Allah “(Ey Muhammed) karar verip azmettiğin zaman Allah’a dayan. Muhakkak ki Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Al-i İmran 3/159) buyurmuştur.
Tevekküle en güzel örnek çiftçidir. O vaktinde usûlüne göre tarlasını eker, sonrasını Allah’a bırakır. Böyle yaptığı yani görevini yerine getirdiği takdirde Allah o kimseyi rızıklandırır.  Peygamberimizi ziyarete gelen Bedevî: “Deveyi bağlayıp ta mı yoksa salıverip de mi Allah’a tevekkül edeyim” diye sorunca, Peygamberimiz: “Deveni bağla da öyle tevekkül et” buyurmuştur.
 Peygamberimiz döneminde yaşlı bir kadının devesi uyuz olmuştu. Durmadan dua ediyor, devesini kurtarmasını Allah’tan diliyordu. Bir gün yine kıra çıkardığı devesinin ot yemeyip, su içmediğini, iskelet haline geldiğini görünce üzüntüsü bir kat daha arttı, başladı ağlamaya. Hem ellerini açmış dua ediyor, hem de durmadan ağlıyordu. İşte bu sırada Peygamberimiz, ashabıyla birlikte oradan geçmekteydi. Yaşlı kadının ağladığını görünce sordu:
— Ey Allah’ın kulu, niçin gözyaşı döküp ağlıyorsun? Kadın titrek sesle cevap verdi:
— Niçin olacak, dedi, devem için. Devem benim her şeyim. Ya ölürse halim ne olur? Yakalandığı hastalıktan kurtarması için Rabbime günlerdir el açıp dua ediyorum, fakat bir türlü kabul edilmiyor. Tebessüm eden Peygamberimiz şöyle cevap verdi:
— Kabul olmasını istiyorsan duana biraz da katran kat, katran
Kadın düşünmeye başladı. Ne demekti duasına katran katmak? Nihayet anlar gibi oldu. Bu defa gidip komşulardan katran bulan kadın, uyuz devesine önce iyice bir katran sürdü. Bundan sonra da ellerini açıp duaya başladı. Katranla devenin uyuz yerlerindeki mikroplar tümüyle ölmüş, böylece deve uyuzdan kurtulmuştu. Bundan sonra anlaşıldı ki, bir hastalığın iyi olması için sadece el açıp dua etmek yeterli değildir. Ayrıca ilâcını da ihmal etmemek şarttır. Peygamberimiz kadına bunu söylemek istemiş, mes’eleyi anlayan kadın da tavsiye edileni tatbik ederek devesini kurtarmıştır.
  Tevekkül insan için büyük bir huzur kaynağıdır İnsan yaşadığı müddetçe çoğu zaman, hastalıklara, musibetlere, çaresizliklere, ihtiyarlığa da uğrar Bütün bu safhalarda insan tevekkülsüz yaşayabilir mi? Bir hasta, muayene olma ve ilâç alma safhalarından sonra şifa bekleme dönemine girer Doktoru da yanı başında onun iyileşmesini beklemektedir Bu ikili bekleyiş Allah’a tevekkülden başka bir şey değildir