Bazı kişiler toplumda yaşanan önemli olayları kendi çapında ve akıl süzgecinden geçirip neden- sonuç ilişkisi kurarak irdelemeye çalışırlar.
Tabi bu durum bu kişinin bilinçli bir yurttaş olmasına bağlıdır.
Ancak çoğunlukta olan bazı kişiler var ki yaşanan bu gibi olayları bırakınız irdelemeyi, üzerinde bile hiç durmadıkları görülmektedir.
Bu kişilerin temel özelliği aldıkları eğitim ve kültürün, kendilerini yetiştirmede ya da geliştirmede yetersiz kaldığını söyleyebiliriz.
Örneğin; bu kişiler
Anayasal güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin neler olduğunu,
Toplumsal örgütlenmenin ve bu örgütlenmenin toplum yaşamında çok önemli bir yere sahip olduğunu,
Bilim ve felsefenin eğitim, kültür ve sanat yaşamında önemli bir yer tuttuğunu,
Toplumu 60 yıldır yöneten siyasetçilerin genelde kendi siyasi görüş ve çıkarları doğrultusunda toplumu yönettiklerini,
Okuma ve yazmayı sevmedikleri için yaşanan olaylar karşısında nesnel bir değerlendirme yapmayı,
Yapılmak istenen anayasa değişikliklerinin topluma ne kazandıracağı konusunu,
Tasarruf kavramının yeri geldiği zaman insan yaşamında çok önemli bir yeri olduğunu,
Toplu halde yaşanan örneğin;  apartmanlardaki yaşam koşullarının neler olduğunu,
Trafik kurallarına uygun bir şekilde örneğin; otomobil ve motosiklet kullanmayı henüz bilmediklerini söyleyebiliriz.
Verilen bu örnekleri çoğaltabiliriz.
Ancak;
Yeri geldiği zaman nokta kadar menfaatlerimiz için virgül gibi eğilmeyi,
 Bir iki bilgi kırıntısı ile toplumsal yaşamda karşılaşılan güçlükler karşısında akıl vermeyi çok severiz ama “ Gel bu işi sen yap “ dediğimiz anda hemen sorumluluk almaktan kaçmayı,
“ Göbeğimizi kaşıyarak” elde ettiğimiz yarım yamalak bilgi ile herhangi bir konu hakkında ahkâm kesilmeyi,
Bilim ve felsefe konuları açıldığı zaman bu konuları konuşmak yerine “ Dut yemiş bülbüle dönerek” susmayı çok iyi biliriz.
Verilen bu örnekleri çoğaltabiliriz.
Bunun yanında sosyal yaşamda karşılaştığımız sorunlardan biride hak aramayı yeri geldiği zaman öğrenmeye çalışır ve uygularız.
Örneğin;
Hepimizin bildiği gibi Tekel işçilerinin Ankara’da yaptıkları ve 80 gün süren eylemlerinde kendilerine tanınan 30 günlük sürenin Danıştay tarafından kaldırılması hakkındaki alınan kararı, bu hak aramasına güzel bir örnek teşkil ettiğini söyleyebiliriz.
Toplumsal bilinçlenme ancak tabandan gelen bir bilinçlenme ile mümkün olur.
Nasıl bir binanın temeli sağlam olarak yapılmamış ise çıkan katlarda sağlam olamaz örneğine göre hareket edersek, bir toplumunda tabanını bilinçlendiremezsek o toplumda yetişen kişilerde bilinçli olamaz.