sudiSokağımızda yan yana beş ev vardı, Karşı komşumuz Bekir ve Hüseyin amcalar, yan komşularımız Yusuf amca ve Rahmetli dedemler, onların karşısında ise Hacı amca ve oğulları.. Bekir amca bir devlet kurumunda şantiye işçisi olarak çalışıyordu. Çok net hatırlamıyorum ama galiba ısınmak için gazocağı yakmışlar çadırda oksijen bitince de sokağımızı bir figan kapladı. İki oğlu vardı Bekir amcanın, Mehmet ve Mustafa.
Mustafa ile daha samimiydik çünkü aynı akrandık. Mehmet bizden birkaç yaş büyük olan abimizdi.
İlkokuldan aynı sınıftaydık kahramanımızın annesiyle. Sessiz sedasız hanım hanımcık bir kardeşimizdi.
Toprakta nasıl fidan sabit durmuyorsa büyüdük hepimiz.
Her birimiz başka yerlerde hayata atıldık.
Mehmet abimiz sınıf arkadaşımızla evlendi.
Yıllar sonra öğrendim çocuklarının olduğunu ve sınıf arkadaşımın hayata gözlerini yumduğunu.
Öksüz büyüdü Hüseyin’im.
Askerlik görevinin ardından İstanbul’da bir firmada çalışmaya başladı.
Ayakları üzerinde durup kendi ekmeğini kazanmayı başardı ve yuva kurdu.
Bir kızı oldu Nisa.
***
15 Temmuz gecesine gelene dek 12 Eylül’ün ardından kurulan tüm iktidarlar tarafından bir şekilde göz ardı edildi.
O tarihten bugüne kadar onunla aynı karede resmi olmayan başbakan yok.
İlk etapta kimseler şüphelenmedi. Yıllarca evlere bedava gazete dağıttı. “Okuma şu adamın gazetesini” dediğim komşum “sende iman zayıflığı var” teşhisini koyuvermişt..!
28 Şubat sürecinde “Askerlerimiz bazı çevrelerce antidemokratik davranıyor gibi görülebilirler ama onlar konumları gereği kendi görevlerini yapıyorlar” deyip askerin gönlünü almaya çalışsa da sonrasında tehlikenin farkına varıp anavatanı ABD’ye kaçtı.
“Tedavi olup geri döneceğini” söyledi.
Planlı bir şekilde devletin içinde akıl almaz bir yapılanmaya girdi.
Sade bir cami imamının bunu başaracağına inanmak, inansa da ciddiye almak birçok politikacının aklına gelmedi.
Arkasında ki güçlerin 15 Temmuz vahşetine tepkilerdeki kıvırtmaları ne de güzel ele veriyor şimdi.
Katılırsınız katılmazsınız 15 Temmuz gecesinde bir ihtilal ya da bir darbe girişimi olmamıştır. Resmen bir ihanet oyunu sergilenmiştir.
Ruhunu ve vicdanını bu çeteye satanların devlete ihanetidir.
Bu iktidarı ya da muhalefeti hedef alan basit bir eylem değildir.
Bir ülkeyi küresel güçler eliyle işgal etmek maksadıyla yapılmış isyandır.
Kahraman ordumuzun vatansever subayları bu çetenin oyununa gelmemiş, polislerimiz can pahasına mücadele etmiştir.
Bu bilgisayar başında oynanan bir oyun değildir.
Bir kurgu asla değildir.
Birde o akşam bu hain isyanı duyup özellikle İstanbul ve Ankara’da sokağa çıkan insanlarımız var ya.
Can sıkıcı görüntülerin hesabı elbette sorulur ama iyi niyetle devletinin vatanının yanında olan. Tankların önüne uzanan halkımızın hakkını nasıl öderiz?
Hüseyin Kısa’nın hakkını nasıl öderiz?
Milliyetçiydi Hüseyin ama sokağa ilk çıkanlardandı, o tankların önüne ilk atılanlardandı.
Ezip geçti hainin biri ve hayatının baharında 2 yaşında bir kız çocuğu ve genç bir eş bıraktı geride Sınıf arkadaşımın, mahalleden abimizin oğluydu Hüseyin Kısa.
Kısacık hayatına uzun bir kahramanlık öyküsü sığdırıp gitti…