97.yılını kutlayacağımız 30 Ağustos Zafer Bayramı öncelikle tüm ulusumuza kutlu olsun. Ulusumuza bağımsızlık kazandıran başta Yüce Atatürk ve silah arkadaşlarına bu çabalarından dolayı ulus olarak minnet borçluyuz.

Kazandığımız bu zafer istilacı güçlerce yok edilmeye çalışılan Türk ulusunun yeniden dirilişi, şahlanışı ve var oluşudur.

Yıkılan bir Osmanlı İmparatorluğunun külleri arasından ortaya çıkan ve tüm mazlum uluslara örnek olan bu Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kazanmamız Türk ulusunun tüm yönleriyle bağımsızlığa ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir.

Bu gösterge yok edilmeye çalışılan ulusumuzun tarih sahnesinde tekrar yerini almasını sağladı.

Ulusal Kurtuluş Savaşı 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla başlamış ve 9 Eylül 1922’de yurdumuzu işgal eden düşmanların İzmir’de denize dökülmesiyle sona ermiştir.

Bu savaşın son safhası 26 Ağustos 1922’de başlayıp 30 Ağustos 1922’de sona eren ve ulusumuzun kazandığı Başkumandanlık Meydan Muharebesidir.

Atatürk’ün Başkumandanlık Meydan Savaşı hakkındaki görüşlerinden bazı bölümler aşağıda açıklanmıştır;

“Meydan muharebesi yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması demek değildir. Ulusların çarpışmasıdır.

Meydan savaşı ulusların bütün mevcudiyeti ile ilim ve fen sahasındaki seviyeleri ile kültürleriyle kısacası bütün maddi ve manevi kudret ve faziletleriyle ve her türlü vasıtalarıyla çarpıştığı bir imtihan sahasıdır. Bu sahada çarpışan ulusların gerçek kudret ve kıymetleri ölçülür.

Netice yalnız cismi kuvveti değil, bütün kuvvetlerin bilhassa ahlaki ve kültürel kuvvetin uygunluğunu ispat mertebesine vardırır.

Bu sebeple meydan muharebe-sinde yenilen taraf ulusça ve memleketçe bütün maddi ve manevi mevcudiyeti ile mağlup edilmiş sayılır.”

“Türk ulusu son mücadelelerinde bilhassa burada kazandığı zaferle gösterdiği azim ve irade ile malum olan bu gerçeği bir defa daha tarihi sinesine çelik kalemlerle kazımış bulunuyor.

Efendiler, Afyonkarahisar, Dumlupınar meydan muharebesinin ve onun son safhası olan 30 Ağustos savaşı Türk tarihinin en mühim bir dönüm noktasını teşkil eder.

Milli tarihimiz çok büyük çok parlak zaferlerle doludur.

Fakat Türk milleti’nin burada kazandığı zafer o kadar kesin sonuçlu ve bütün tarihe yalnız bizim tarihimize değil, cihan tarihine yeni cereyan vermekte, kati teşhirli bir meydan savaşını hatırlamıyorum.

Efendiler, bu muazzam zaferin muhtelif etkisi Türk ulusunun kayıtsız şartsız hakimiyetini eline almış olmasıdır.

Bu hadisenin tarihimizde ve bütün cihanda ne büyük, ne feyizli, ne infilak olduğunu izaha lüzum görmem.”

İşte Atatürk, yok edilmeye çalışılan bir ulusu hangi şartlarla ve Türk ulusunun özelliklerini de belirtmek kaydıyla ulusal bir Kurtuluş Savaşı verilerek nasıl kurulduğunu açıklıyordu.

Unutmayalım, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kolay kurulmadı.

Bunun değerini ulusça çok iyi bilelim.