sudiDünyaya gelen her bebek altı yaşından itibaren devletin emrine girer. İlkokulla başlayan eğitim hayatı ortalama 22-23 yaşlarında nihayetlenir.
Devlet, resmi ideolojisinin yanında mesleki alanlarda bu çocukları eğitir ve hayata hazırlar. Peki, devlet gerçekten verdiği eğitimde samimi mi?
Emanetinde olan çocukları her alanda gerçekten eğitiyor mu yoksa “gel okula al diplomanı mı” diyor. Sekiz yaşında ki bir çocuğun hırsızlığa ya da uyuşturucuya ve ya şiddete yatkın olduğunu tespit eden bir öğretmenin müracaat edeceği bir kurum var mı?
Elbette hayır.
Ağaç yaşken eğilir sözümüzde bir sıkıntı yok ama ağaca şekil verirken bocalıyoruz.
Aslında her alanda umursamaz bir yapımız var.
Yol çalışmasını bitiren belediye işin zor olanını bitirir ama geride mutlaka bir çukur bırakır.
Bu çukurlar ya da boşluklar devletimizin her alanında var.
İnsan yapımız halka değil kendine hizmeti ön planda tutuyor.
Altmış paralık bir koltuğa oturan kendisini âlemi cihan sanıyor.
Elbette ki buna sebep olanda bizleriz.
Devleti temsil ediyor saygımızın altında ezildikçe eziliyor ve haklarımızı savunamaz hale geliyoruz.
Özgüven eksikliğimiz haddinden fazla.
Çünkü bu şekilde yetiştiriliyoruz. “Dışarı çıkma köpek ısırır” tehdidiyle evde tuttuğumuz çocuk hayvan düşmanı olup çıkıveriyor. “Sus ağlama bak polis geliyor, jandarma seni götürür” sözüyle yetişen çocuk karakolun önünde besmeleyle geçiyor büyüyünce.
Tehditle, susturarak, bastırarak yetiştirilenlerin ileride kendilerini ifade etme sorunları had safhaya ulaşıyor. Sorgulayan bir çocuğun öğrenme içgüdüsü altında ki ‘merakı’ anında budayan davranış silsilesi ezbere ve tahmine dayalı öğretileri ön plana çıkarıyor. Eğitim bir ülkenin bel kemiğidir.
Günümüzü geleceğe taşıyacak köprünün bilimsellikten uzak ve hurafelerle şekillendirilmesi ‘devleti’ hantallaştırır ve bürokrasi hazretlerinin önünü açar.
Eğitim önemlidir.
Arının boş peteği sabırla doldurduğu gibi doldurmak lazım genç beyinleri.
Ta ilkokuldan başlayarak davranış bozuklukları olan çocuklar tespit edilip tedavi yoluna gidilmelidir.
Kendisini patlatan çok basit tabirle “terörist” deyip sıyrıldığımız insanın çocukluğunu kontrol altına alamadığımız için hiç mi suçumuz yok?
Devlete asi, millete düşman olan ve yine en kolaycı yoluyla “hain” dediğimiz kişiler tarlada mı yetişiyor?
Hain bir yapı onlarca yıl önceden zeki ve yetenekli çocuklarımızı ilkokuldan itibaren tespit edip çaldı bizden.
Onları özenle eğitti ve kendi köhne fikirleriyle zehirledi.
Tüm bunlar olurken kaymakamlar, valiler, bakanlar hatta başbakanlar hiç mi uyanmadı?
Değil, sadece sorumluluk alamadılar, siyaseten geldikleri o koltuklara kendi fikir ve yetenekleriyle değil “üst aklın” takdiriyle geldi birçoğu.
Ters düşmek, doğruyu yapmak özgüven gerektirirdi…
İfade özgürlüğüne vurulan ‘gem’ aydın bilimden yana ve sorgulayan birey mantığını körletiyor ve ‘biat’ kültürünü öne çıkarıyor.
Biat kültüründe beden senin kafa diğerinindir.
Son darbe girişimi askeri değil eğitim darbesidir.
Devletin boş bıraktığı sahada Fetö top koşturmuş ve ülkeyi felaketin eşiğine getirmiştir.
Şimdi ya o sahayı tam anlamıyla dolduracağız ya da Fetö gider Ketö gelir, Bu ülkede doktordan çok şeyh okuldan çok cemaat ve tarikat var.