Orta boylu, gözleri fer fecir oynayan ve ağzı da iyi laf yapan uyanık bir adamdı. Aileden birinin karıştığı kavgadan sonra iş kan davasına dönüşünce doğduğu yeri terk edip izini kaybettirdi.
Şehirde çeşitli işlerde çalıştı. Bir gün tesadüfen belasından kaçtığı adamlardan birini gördü.
Kendisinin izini bulduklarını düşünerek tekrar kaçtı. Daha öncesinde birlikte amelelik yaptığı arkadaşı aklına geldi.
Düşünüp taşındı ona gitmeye karar verdi. Arkadaşı köydeki yaşantısını anlattığı için iyi kötü fikir sahibi olmuştu.
Bir mağazaya gidip kendisine cüppe ve sarık aldı. Ardından radyo tamircisine uğradı. Minik ampul (el feneri ampulü) kablo alıp köye doğru yola çıktı. Birkaç gün sonra köye ulaştı. Arkadaşının evini buldu. O gece orada kaldı.
Ertesi gün kiralık bir ev aramaya koyuldular.
Sonunda iki odalı küçük bir bahçesi olan evi kiralayıp ihtiyacı kadar eşya temin ederek taşındı.
Köyde ki herkes onu merak etmeye başlamıştı. O ise arada bir halkın içine çıkıp dini(bildiği kadar) konularda telkinlerde bulunmaya başladı. Ağzı iyi laf yaptığı için kısa sürede çevre edindi.
Aradan birkaç ay geçtikten sonra köylüler onun evindeki sohbetlere gelip onu dinlemeye, çevrelerindekilere övmeye başladılar.
Bizimkinin şöhreti artmaya başlamıştı.
Köyün imamı bu şahıstan şüphelense de halka engel olamadı.
Sohbet halkası büyüdükçe büyüdü. Ünü çevre köylere kadar ulaştı.
Artık planını uygulamaya koyabilirdi.
Sakalının arasına şehirden aldığı minik ampulü yerleştirdi. Ona bağlı kabloları sarığının arkasından cüppesine kadar uzatıp birde anahtar taktı. Zavallı masum insanları evinin salonunda topladı ve başladı onlara al imlik yapmaya. Hitabeti güçlü olduğu için insanlar kısa sürede etkisi altına girmişlerdi.
Eskiden elektrik nerede?
Mum ışığında belli belirsiz görünüyordu insanların yüzü.
Bir ara gaza gelip sesini yükseltti.
Artık bütün gözler onun üzerindeydi. Bu tam da aradığı fırsattı.
Hemen cüppesinin altındaki anahtara dokunup sakalında ki ampulü yaktı.
O an yüzü aydınlandı.
Odada bulunan insanlar adeta dillerini yutmuşçasına bakıp durdular. Neredeyse nefesleri kesilmişti.
Onlara hitap eden şahsın yüzü bir anda Nurla kaplanmıştı.!
Ertesi gün elinde sepetle ekmek, peynir, yumurta taşıyan mı dersin?
Tavuktan tutun aklınıza ne geliyorsa bizimkisinin evine yağmaya başladı.
Şöhreti arttıkça arttı.
Devasa bir ev yaptı kendisine.
Toplantılarına katılanlar inanmışlığın verdiği cömertlikle ellerindekini avuçlarındakini ona getirmeye başladılar.
Büyüdükçe büyüdü.
Etraftaki tüm köyleri tek tek eline geçirip sahibi oldu.
Artık bölgenin tek hâkimiydi
Elindekileri kaybeden halk onun yardımıyla yaşamaya başlamıştı.
Küçücük ampulün bir sakalı aydınlatmasıyla başlayan bu kandırmaca. Daha büyük bir ampulün tüm ülkeyi aydınlatmasına kadar giden yolun başlangıcı olmuştu.!

Önceki İçerikMAHMUTLAR BELDESİ MAHALLE Mİ OLACAK?
Sonraki İçerik“ANA” VAR “BABA! ” Yok