Bütün dünya yurdumuzu (Küçük Asya), (Anatolia) olarak bilir ve hemen eklerler doğuyu yani Asya’yı batıya yani Avrupa’ya bağlayan bir köprüdür ve doğu-batı yaşamlarının, düşüncelerinin, inanışlarının karıştığı harmanlandığı topraklardır. Bilim adamları ve düşünürler derki “bir gün gelecek Anadolu’da öyle bir medeniyet doğacak ki dünyada apayrı ve tek olarak, yepyeni bir medeniyet olacak.”
Yurdumuz, dünyada insanların ilk göründüğü, yaşadığı yerlerden biridir., bunların izleri halen mevcuttur. Daha sonraki yüzyıllarda Avrupalılar doğu seferlerinde, Asyalılar batı seferlerinde yurdumuzu kullanmışlar, deyim yerindeyse tam bir “yolgeçen hanı” olmuşuzdur. Bazıları, yurdumun topraklarının, zenginliği, verimliliği, yaşam şartlarındaki uygunluğu keşfederek burada yeni devletler kurmuşlar, bu devletlerden bazıları o zamanın bilinen dünyasının çoğunu fethederek imparatorluklara yükselmiştir. Peki, bu devletlerin biri kurulup, biri çöküp giderken bu Anadolu’nun insanı ne olmuş, başından yüzyıllarca neler gelmiş, neler geçmiş. Bazı yerlerde deyim yerindeyse “hallaç pamuğu gibi atılmış”, gelen, gidenle karışmış harmanlanmış, kalanlar ise öyle bir yoğrulmuş ki, Anadolu insanı, nihayetinde Anadolu insanının temel yaşam kuramlarından biri olan “kendi göbeğini kendin kes” prensibini yaşamına işlemiş ve şu deyimi söylemiş “GELEN AĞAM, GİDEN PAŞAM”. Yüzyıllarca süregelen bu yaşamın sonundaki bu sonucu, ne dışarıdan, ne içeriden kimse değiştiremez, kimse Anadolu insanına hakim olamaz, istediği yöne sürükleyemez. Yurdumun insanının evinin duvarında iki üç post vardır. Yeri geldikçe birine bürünür, öbürünü asar.
İşte bunun için Amerika ve Avrupa bizim toplumumuza “cıva gibi” diyır. Çünkü cıvayı bir yere koyamazsınız kayar, akar gider…
Yurdumuz Arif insanı, seni çok seviyorum.

Önceki İçerikYÜRÜYECEKSİN, MİLLET YÜRÜYECEK ARKANDAN… Aziz Sarıkan
Sonraki İçerikİLAHİ SİNYAL-Sudi Çandır