Hepi topu bir elin parmakları kadar olan emperyalist ülkeler yazıyor, diğerleri oynuyor. Senaryo tıpkı bizim yerli diziler gibi, bir aile şirketi, lüks bir yaşam, fıstık gibi kızlar, şoför, uşak ve vatandaşla geçilen….

Aslında hepsi aynı dizide oyuncu, iyi adam da, kötü adam da payını alıyor.

Biz izleyenlerse, sanki olayın bir parçası gibi yorum yapıp bir güzel oyalanıyoruz.

Her dizi de olduğu gibi iyi ve kötü insanlar birbirlerinden besleniyor.

Tek zorluk izleyiciyi ekrana kilitlemek ki, bunu da pekâlâ başarıyorlar.

İkinci dünya savaşından sonra Müslüman olmayan iki ülkenin çatışmasına çok az şahit olduk. Daha uzak ihtimalli ve akılcı düşünen batılı ülkeler savaşın kendilerine bir avantaj sağlamadığını, acıdan başka bir şey getirmediğini görüp, tüm etnik ve dini görüş ayrılıklarını bir yana bırakarak birlikte ama birbirlerinin değerlerine saygı duyarak yaşama yolunu seçtiler. Bugün bu ülkelerin dünya klasmanındaki yerleri çok iyi.

Savaş iyi bir yan sanayidir.

“Madem biz savaşmıyoruz o zaman savaştıralım” dediler ve zaten birbirlerini yemekten keyif alan, az düşünüp çok konuşan ortadoğu coğrafyasını kaşımaya başladılar.

En büyük silah din ve mezheplerdi.

Bu savaşı körüklemek için ciddi paralar harcamak gerekiyordu ama başarı halinde ise ödül büyüktü, petrol.

O ülkelerin içinden bu körüğü çalıştıracak insan bulmak hiç zor olmadı.

Irak halkını özgürleştireceklerdi, hiç zor olmadı ABD askerleri zılgıtlarla karşılandı, rejim dağıldı, ülkede otorite bozuldu ama kimin umrunda.

Petrol el değiştirmişti. Sonra Libya’da aynı senaryo, sonra Suriye’de…

Ortadoğuda ki savaşların biteceğini düşünmek saflıktan öte bir şey değildir.

Halk cahil ve bu işe uygun, malzeme çok, gerekçe hiç sorun değil. Türkiye dışında bir tane müslüman ülke yok ki huzur ve özgürlük içinde olsunlar.

Son dönemlerde halkın, cahil halkın ferasetine övgüler düzenlerin tamamı küresel güçlerin içimizdeki hainleridir.

Halkın cahil kalmasına yönelik her türlü manipülasyonu yapanlar emperyalistlerin içimizdeki uşaklarıdır.

Bilmemeyi, bilmenin üzerinde tutanlar onların içeride ki elleridir.

Irk ve din üzerinden boş kahramanlık peşinde koşanlar ve mezhep kavgasını kaşıyanlar onların askerleridir.

Tarihi tarih kitapları yerine Tuğçe Kazaz’dan öğrenirsen, başına gelecek her musibet azdır. Bugüne kadar onca kışkırtmalara onca fitneye rağmen, bir sürü çapsız siyasi lidere rağmen Ortadoğu gibi olmamışsak bunu Atatürk’e ve onun yolundan gidenlerin aydınlık kafasına borçluyuz.

Yaşasın laik ve özgürlükçü Türkiye Cumhuriyeti.