Diyemiyoruz artık …! Burada yılandan kastedilen kötü, çıkarı için hiçbir sınır tanımayan, dünyanın ve insanlığın yüz karası kişi ve kişileri ve politikaları kastediyor atalarımız. Çoğalan insan nesli ile beraber gelen sorunları çözmek için zamanla yarışan teknolojik gelişmeler ve bunları yönlendiren toplum idareci politikaları öyle bir hızlı çalışıyor ki, dünyaya ve insanlara faydalı iş, faaliyetler, buluş bin kat zararı ile dağların en ücra köşelerine kadar ulaşıyor. Kısacası yediğimiz, içtiğimiz giyim, ulaşım, günlük yaşam ihtiyaçlarımız v.s. ne varsa bize büyük zararlar veriyor ama dediğim gibi günlük yaşam koşturması içinde insanlar bunun farkında değil.
AMA DÜNYA BUNUN FARKINDA ARTIK İSYANLARI OYNUYOR. DEĞİŞEN İKLİM KOŞULLARI BÜTÜN DÜNYAYI KASP KAVURUYOR. ATALARIMIZ DERKİ “BİR ŞEYİN B….U ÇIKINCAYA KADAR ORASI, BURASI İLE OYNANMAZ.” Hemen bir örneğini verip geçelim; 1940’lı yıllarda ATOM BOMBASI yapıldı. (1940-1960) yılları arasında; Toprağın kaç metre altında, ne güçte bir bomba patlatırsak ne olur, okyanuslarda patlatırsak ne olur diye önüne gelen ülke her ay bir, iki atom bombası patlatmaya başladı, en son Fransızlar okyanusun en derin yeri dünya kabuğunun en ince yeridir, bakalım ne olacak, ‘acaba dünyayı patlatabilir miyiz?’ deyip güçlü bir atom bombasını patlatınca dünya devletleri ayağa kalktı da dünya patlamadan kuruldu.
YAZMAKLA BİTMEZKİ BU ÖRNEKLER HANGİ BİRİNİ YAZAYIM. Ama birini daha yazmadan geçemem 1960’lı yıllarda ülkeler uzaya roket atma yarışı yapıyorlar. İnsan toplulukları aç, sorunlar çığ gibi büyüyor, bunlar roket yarışında; tarihin hangi yerine baksan hep böyle zaten üstekiler “vur patlasın, çal oynasın”, alttakiler “ oy nama of ”, ara sıra “çal ağzına bir parmak bal” sussunlar.  İYİ GÜZELDE BUNUN BİRDE ÖTE TARAFI VAR, ALLAH’I UNUTUYORLAR.
Neyse lafı karıştırmayalım fazla, konu dağılmadan bitirelim. Uzaya gönderilen bu roketlerin ilk zamanlarında güney illerimizin birinde, bir dini topluluk birleşip oradaki bir büyük ülkenin temsilciliğimi taşa tuttu. “GÖGÜ DELDİNİZ, BÜYÜK FELAKETLER OLACAK, ALLAH BİZİ CEZALANDIRACAK” diye. O zamanın entel, dantelleri bu olayı alaya aldılar, “cahil, yobaz, gerici” lafları havada uçuştu, devlet idarecilerinden “rezil olduk ” tepkileri geldi. Aradan yıllar geçti; “SES ÜSTÜ SÜRATLET HAVAYI YARAN BU ROKETLERİN VE UÇAKLARIN HAVADAKİ ÇOK ÖNEMLİ, İNSAN YAŞAMI İÇİN HAYATİ DEĞERDE OLAN OZON TABAKASINI YOK ETTİĞİ ORTAYA ÇIKTI, BU TABAKA DELİNMİŞDİ VE DELİK BÜYÜYORDU. NEYDİ BU HAYATİ KONU; OZON TABAKASI GÜNEŞDEN GELEN FAZLA ISIYI VE BİRÇOK ZARARLI IŞINI TUTATARAK DÜNYAYI VE CANLILARI KORUYORDU.  DELİK AÇILIP BÜYÜYÜNCE VE İNCELİNCE NEMİ OLDU; DÜNYA ISINDI, KUTUPLARDAKİ BUZULLAR ERİYOR, SU ÇOĞALDI, BUHARLAŞMA ÇOĞALDI, İKLİMLER BUNA BAĞLI DEĞİŞDİ, İKLİM DEĞİŞİNCE BÜTÜN CANLI, CANSIZ BUNDAN ETKİLENDİ VE BU DURUM DEVAM EDİYOR.
Kısa ve öz “Her şey KURAN da açık ve net yazıyor, ALLAH biz insanlara yolu gösteriyor, bütün dünya bunu anladı artık, Müslüman olanlar çoğalıyor, Kuran’ın bilinen, bilinmeyen bütün derinlikleri bütün dünyada araştırma konusu oldu. DÜNYA KURAN’LA ÇALKALANIRKEN, NE ACIDIR Kİ BİZDE HALA POLİTİKACILARIN ELİNDE ORAYA, BURAYA ÇEKİLİYORUZ.
Kalın Sağlıcakla.

Önceki İçerikCHP’de entrikalar
Sonraki İçerikSÖZÜN BİTTİĞİ YER…