Son aylarda insanları daha çok gözlemler oldum. Seyrediyorum onları.
Çoğu yaşamdan şikayetçi, kimi yaşamı suçluyor, kimi kaderi, kimi de devleti, hükümeti.
Psikoterapide “Bilinç Düzeyleri” vardır. Kişi annesinin karnında Henüz doğmadı ise fetüs bilincindedir. Dünyaya gelir, doğar bebek bilinci, biraz büyür çocuk bilinci, ergen bilinci yetişkin bilinci, yaşlılık bilinci ve ölüm bilinci diye devam eder.
Bu her bilinç kendi alanında etkili ve yaşama yön vericidir. Mesela “bebek bilincinde” olan birey, sadece isteğine odaklıdır. Bir şeye ihtiyaç duyduğunda ağlar ve her ağladığında ihtiyacı giderilir.
“Çocuk Bilinci” inatçıdır. Benim istediğim olsun der. İstediğini elde etmek, dikkat çekmek için küser, suçlar, şikayet eder.
“ Ergen Bilinci” her şeyi ben bilirim diyerek dünyaya meydan okur. Her şeyi değiştirecek güce sahip olduğunu düşünür.
Bu bilinç düzeyleri bana insanları okumam ve anlamam açısından çok yardımcı oldu. Yaşama kimin hangi bilinçten baktığını gösteren durumların göstergesi oldu.
Ülkeme bakıyorum, yaşı kaç olursa olsun çocuk ve ergen bilinci almış yürümüş ortalığı.
Kendi dışında herkes suçlu!
Önce devlet suçlu!
Eğitim suçlu!
Anne baba suçlu!
Konu komşu suçlu!
Ve suçlarkende şikayet kültürüyle kolkola..
Tıpkı küçük bir çocuğun tepkileri.
Oysa “yetişkin bilinci” gibi baksa yaşama, olayları, durumları, insanları seyredecek, gözlemleyecek, doğruya ve yanlışa sükunetle yardımcı olacak, kızarak bağırarak, çağırarak değil.
Paylaşmayı, yardımlaşmayı, karşısındakini anlamayı bilecek..
Aslında bunların hepsi eğitimle alakalı.. İşin özü ise, öğrenmek bilmek isteyene her yer eğitim..
 

Önceki İçerikSiyasetin merkezi düttürünün kahvesi
Sonraki İçerikOSMANLI DEVLETİNDE BİLİM VE DİN OLGUSU