Milattan sonra 2. Yüzyılda yapılmış olan, BELKIS Tiyatrosu,
Bu günde heybetliğini koruyor.
Antalya şehrinin 45 km. doğusunda eski bir şehrin yıkıntıları arasında ve Toros Dağları eteklerine yakın bir yerinde, iki tepe aralığında devrin parlaklığını bu gün bile otaya koyuyor. Bu eserin adına BALKIS ( Belkıs ) Tiyatrosu denilen bu tiyatro, 15 bin seyirciyi alabilecek büyüklüktedir.
Tiyatro iki tepeden birinin yamacına yaslanmıştır. Birkaç katlı sahnesi, iki katlı ( amfiteatrı ) dinleyicilerin oturduğu sıraların arkaya doğru basamaklı olarak yükselen  ( Salon )  yerler. Bunun gerisinde localarıyla, heybeti bir bina görüşün dedir. Sahnenin gerisinde çağın sanat anlayışına göre, heykeller ve süslenmiş geniş bir cephe yükselir.
Tiyatroda bulunan yazılardan bu eserin, milattan sonra 2. Yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Yaptırılan, KRİSPLUNU VE AĞUSPİKA ATUS Adlarında iki şahıstır. Tiyatroyu, ilahlar ve kral ailesi şerefine yaptırmışlardır.
Mimarları şehrin tanınmışlardan Z E N O N olduğu, sahne içindeki bir yazıttan anlaşılmaktadır. Aspendos O bölgenin Antalya şehrinden daha, daha önce inşa edildiği sanılmaktadır. 2. Yüzyılda yaşayan bu insanların, kibar ve sanatsever olmakla tanınmıştır. Oturulacak sıraların bulunduğu mahal, sahne kısmıyla ayakta duran bu tiyatroya ait, bir efsanenin olduğu söylenmektedir.
Aspendos şehrin, kralının BELKIS adında güzelliği dünyaya ün salan bir kızı vardır. Uzak ve yakın ülkelerden sayısız önemli kişiler bu kızla evlenmek için krala başvurular. Kral sonunda kızının talipleri arasından bir yarışma düzenler. Bu yarışmaya göre;
Aspendos şehri için en güzel ve en faydalı eseri kim yaparsa, kral kızını ona verecektir. Sanatkârlar, filozoflar, şairler, kendi hünerlerine göre birer eser meydana getirirler. Kral bunların eserlerini, birer, birer görür. Bir mimar bugün bile görünen ve yarışa için yapılan su kemerleri karşısında hayranlığını gizleyemez. Kral kızını kemerleri yapana verecektir. En son yarışmaya katılanlardan birinin yaptığı tiyatroya girer. Yanındakilerle birlikte locasına oturur etrafını tetkike başlar. Bu sırada kulağına şu sesler gelir;
“Kral kızı benim olmalıdır, Kral kızı benim olmalıdır”
Kral yanı başında söylenmiş gibi, kuvvetle duyulan bu sözlerin sahibini araştırır. Bir de bakar ki, kral locasına bir hayli uzak olan sahnede bir genç yalnız başına dolaşmakta, kendi kendine konuşmaktadır. Gencin ağzından fısıltı halinde çıkan bu sözler mükemmel akustik sayesinde, büyüyüp kralın kulağına ulaşmaktadır. Kral buna hayret etmekten kendisini alamamıştır. Pek az düşünür ve daha beklemenin lüzumsuzluğunu anlayarak hemen orada kararını verir.
“Kızımı bu gence vereceğim, Aspendos için en güzel, en faydalı eseri yapmıştır” der.
Kral’ın kararında sonra düğün, başlar ve iki genç zengin, bir düğün töreniyle derhal evlenirler.
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım, kerevetine. Teşekkürler,
Saygılarımla,
Esen  Kalınız

Önceki İçerikYABANCILARIN OSMANLI VE TÜRKİYE OYUNLARI
Sonraki İçerikNEDEN YALAN SÖYLERİZ?