2020 yılı başladığında dünyayı nasıl bir felaketin beklediğini hiçbirimizin tahmin etmesi mümkün değildi.

Bundan sonrada nelerin olabileceğini de tahmin etmemiz mümkün değil ama aşağı yukarı bir fikrimiz var.

Bu yıl zor başladı ve aynı zorluklar katlanarak devam edecek.

Bölgemizde büyük umutların bağlandığı turizm sezonu uçak krizinin de çok ötesinde bir dibe vurmuşlukla başladı sanırım öylede sürecek.

Binlerce turizm çalışanı işsiz, restoranlar, hediyelikçiler, eğlence merkezleri, butikler ve diğer mağazaların çoğu ya kapalı ya da siftah etmeden kapatanlar var.

Her ne kadar döviz cinsinden kira ‘yasak’ dense de sadece görüntüde öyle, kiralık bir dükkânın sahibini arayın yine ağızlarını Dolar ve Euro ile açacaklar.

Aylardır işyerleri kapalı olan esnaflara hiç kimsenin acımadığını ve hiçbir kurumunda sahip çıkmadığını maalesef görüyoruz.

40 bin lira kirası olan bir işyeri sahibinin kira konusunda dükkân sahibinden anlayış beklediği bir konuşmaya şahit oldum.

Adam net bir şekilde “Ya öde ya da çık, benim sorunum değil” deyip telefonu yüzüne kapadı. İlk orada şahit oldum bizim bize yettiğimize! “İlk vaka görüldüğünde 20 gün tüm ülkenin fişi çekilse çoktan kurtulmuştuk bu beladan” dedi bir arkadaş.

Bir diğeri “Biz Almanya değiliz, kasamız parayla dolu değil, ekonomimiz senin dediğini kaldırmazdı” diye yanıt verdi.

Bende farklı düşünmüyorum, ekonomimiz bu yükü kaldıramazdı ki devleti yönetenlerde böyle bir adım atamadılar.

Çeşitli paketler hazırlandı ama içinde yukarıda bahsettiğim kitleyi rahatlatacak bir tedbir yoktu. Kapalı işyerlerine yine elektrik, su, İnternet faturaları geldi, yine reklam ve tabela vergileri tahakkuk etti, yine odalar aidatlarını gelir hanesine yazdılar.

Ve biz bize yettik.

Bir yolunu bularak devletin sırtından sosyal yardımlar alarak yaşayanlar (Kıstasa uyanlar hariç) kişi başı 1000 lirayı aldılar, emekliler, devlet memurları ve kamu çalışanları, kurumsal firmalarda çalışanlar için çok bir şey değişmedi.

Devleti yönetenler can suyu olsun diye kredi kapılarını açtılar ve kredi faizlerini düşürdüler. Sen misin bunu yapan?

60 bin liralık araba oldu 100 bin lira, 250 bin liralık daire oldu 350 bin lira ve fırsat bu fırsat deyip yine biz bize yettik.

Gelecekteki muhtemel kazancını bugünden harcamakta çok mahir bir milletiz.

5 bin liraya telefon alıp evine yılda 5 kilo et almayan insanlar tanıyorum.

Gösterişe meraklıyız, sanıyor ki masaya koyduğu marka telefon sayesinde rağbet görecek.

Al krediyi, bin arabaya, sonra da Allah kerimdir olmadı bir günün beyliği beyliktir değil mi? Hiç normalimiz yok, hiç acıma duygumuz ya da kanaat etme alışkanlığımız yok, öyle insanlarımız var ki 1 lirasına 2 lira versen “Acaba 3 lira eder miydi?” diye düşünür.

Fırsat düştü mü öpen öpene.

Sonuçta devlet borçlu, vatandaş borçlu, her yenidoğan çocuk borçlu.

Bizde “Borç yiğidin kamçısı” deyip vuruyoruz birbirimize kamçıyı.