Çerşici yükündeki malı çığırır. Bende Mahmutlar için yazıp çizeceğim. Bundan rahatsız olanlar elbette var. Mahmutlar’ın menfaati her şeyden daha önemli, Mahmutlar’ı önemsemeyenler elbette rahatsız olacaklar.

 Fırtınalar denizi sevmeye engel olabilir mi? Elbette olamazlar. O zaman Mahmutlar’ı sevmemize kim engel olabilir. Ekmeğimize, işimize saldıranlar bir gün yaptıkları yanlışın farkında olacaklar, o zaman vakit çok geçmiş olacak, gözlerini kapatıp arkaya dönenler pişman olacaklar. Bu gün kadar aşikârdır.

“İnsan ölür, kalır eseri, eşek ölür, kalır semeri” diye bir atasözü vardır. Ali Çelik yönetimi dokuz ayı geride bıraktı. Mahmutlar’ın kârını hesaplayalım mı sizinle?

Gözle görülür, Barbaros Caddesi, doğu tarafı parke taşı döşeme. Yangılı Caddesi, parke taşı döşeme yarısı kaldı. Ulaşlar otel’in önü orta refüj yok. Cumhuriyet Mahallesi 50. Yıl İlköğretim Okulu 2 kat ek ve bir sürü şaibe. Elle tutulur gözle görülür başka ne hizmeti var Çelik yönetiminin.

Elbette Belediye belirli görevini rutin şekilde yapacaktır. Önemli olan kalkınmada gözle görülür devrim niteliğindeki yükselişe ayak uydurmak önemlidir. Bu yükselişe ayak uyduramazsan başarı sayılır mı?

Belediye açık, şeffaf olmak zorundadır. Belediye’ye itfaiye eri alınacaksa hak eden alınmalıdır. Kamuoyunun şimdiden dillendirdiği gibi Meclis üyesinin kardeşi ise burada şeffaflıktan kimse bahsetmemelidir.

Mahmutlar Belediyesi Kontörlü su sayacı uygulama çalışması yapmak istiyorsa, her vatandaş istediği yerden bu sayacı alabilme hakkına sahip olmalıdır.  Meclis’ten illa ki tek bir elden su saati alma mecburiyeti kararı çıkarsa, bu bir demokrasi ve özgürlük değildir. Bu su sayaçlarının kalite standartları vardır. Hangi Belediye Başkanlığı dönemi hatırlamıyorum ama Mahmutlar Belediye logulu su sayaçları haricinde Mahmutlar Belediyesi su sayacı kabul etmiyordu.

Bu ne demektir?

Demek ki bir firma ile anlaşılıyor logomuzu koyun 3.5 bin su sayacı Mahmutlar’daki satıcılara gönderin,  satıldıkça bize de gönderin demekten başka nedir? Bu tür zorlamalar hiçte hoş değildir. Geçmiş o yönetimi “Komünist ülkesi miyiz?” diyerek eleştirmiştim. Umarım bu pilav tekrar ısıtılarak önümüze konulmaz.

 Belediye personelleri her an “Acaba ben bugün ne yaptım beni işten atarlar mı?” rüyası ile yatıp, kalkmaktadır. Göreceğiz Ocak ayında 40 işçinin kaç tanesini işten atacaklar. Bunlar hep kamuoyunda uluorta konuşulan konular.

 Bir daha yazıyorum, Mahmutlar Belediyesi’nin soyulmasına müsaade etmeyin. Abartılmış faturalarla uyduruk fiyat tekliflerini kontrol edin, burada sadece Belediye Başkanı sorumlu değil, ilgili birim amirleri de seyirci kalırsa, oda soyan kadar vebal altında kalacağını bilmelidir. Kamuda doğmamış bebeğin yetim hakkı vardır. “Daha bir yılı doldurmayan bir yönetime bu kadar yüklenilir mi?” sorusu bana Çelik taraftarı tarafından sürekli sorulmuştur, “Keşke ben haklı çıkmayayım” diye karşı cevap vermiştim. Şimdi haklı çıktığımı bu dostlarım bana söylüyor. Keşke haklı çıkmasaydım.

Nedir haklı çıktığım konular;

1- Mahmutlar’da 2004-2009 yılları arasındaki yoğun çalışma programını göremedik. “Ne acelen da-ha bir yıl oldu” diyenlere söylüyorum. “Yeni bir heyecan, yeni bir soluk olan bir yönetim kolları sıvamalı, o çalışma azmi ile program belirlenmeli” diye düşünüyorum.

2- Halkla birlikte yöneteceğiz sloganı yok oldu gitti. Hangi halka hangi yatırım danışıldı? Halk danışma kurulu ilk icraat olarak seçim kitapçığında yer almıştı.

3- Çalışan belediye personeli ile yönetim bu kadar uğraşmamalıydı. Oy vermeyen esnafa bu kadar yüklenilmemeliydi.

4- Birlik hiçbir zaman sağlanamadı. Herkes kendine buyruk başkanlık yapmaya kalktı. Kurum yıprandı, kişileştirildi.

5- Halk Hareketi Çakır’a karşı tuttu, ama devam edemedi. Daha çiçeği burnundaki yönetim çapak salmadan, kurumaya yüz tuttu.

6- Oy veren ile vermeyen kavgası başladı. Yönetim olarak barış sağlamak için hiçbir çaba sarf edilmedi.

7- Belediye Başkanı Ali Çelik devir teslim töreninde “Rozetimi çıkardım bana oy verene de vermeyene de eşit davranacağım” dedi ve halkı rahatlattı, ama sadece sözde kaldı. Pardon sadece CHP rozetini çıkardı, “Yanlışsam, yanlış” deyin.

“Kör bile düştüğü kuyuya, bir daha düşmez” anlaşıldı herhalde.

Sağlıklı, bereketli yıllar diliyorum…

toros

Önceki İçerikMEHMET UĞUZ HOCAMIN SAKALI- Sudi Çandır
Sonraki İçerikBaşbakan`ın gündeminde pist yok