Demokratik Kitle Örgütleri, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Örgüt yapısı, dünya görüşü, ülke sorunlarına bakış açısı, konumu, görev-yetki ve sorumluluk anlayışı çok önemli olan ciddi kuruluşlardır.
DERNEK’ler, KOOPERATİF’ler, ODA’lar, SENDİKA’lar ve BİRLİK’ler diye adlandırılan bu örgütler belli bir amaç doğrultusunda faaliyet gösteren, kendi aralarında sosyal dayanışmayı sağlayarak, varlıklarını sürdürmek amacıyla güçlenmeyi hedefleyen kişilerin bir ayaya gelmekle oluşturdukları yasal kuruluşlardır.
Bu kuruluşlar, üyelerinin yetki verdikleri yönetim organları tarafından temsil edilirler ve yönetilirler. Yönetim organları üyelerinin hak ve menfaatlerini hiçbir ayırım yapmaksızın her platformda korumak, kollamak ve savunmakla zorunludurlar. Bu sorumluluk çerçevesinde; yasaların kendilerine tanıdığı sınırlar içerisinde, üyelerinin menfaatlerini gözetirken, faaliyet gösterdikleri bölgelerinin ve ülkelerinin sorunlarının çözülmesine de katkıda bulunma gibi ayrıca bir sorumlulukları daha vardır.
Bu tanımlamayı yaptıktan sonra; ALANYA’da faaliyet gösteren DERNEK, ODA, KOOPERATİF, SENDİKA gibi kuruluşların ülkemizin yönetimi için yarışa girecek siyasi partiler tarafından organize edilen karşılıklı ön görüşme toplantılarına, şu yada bu nedenle, katılmamaları doğru olmadığı gibi, siyasi partilerin de bu tür kuruluşları sadece kendilerine destek veren kuruluşlar algısından da vazgeçmelidir.
Demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, hangi görüşe sahip olurlarsa olsunlar, ülkemizin yönetimi amacıyla kurulmuş bulunan siyasi partilere, eşit mesafede bir davranış içinde bulunmaları, değişik görüşlere sahip olan üyelerinin de barışık bir toplum olma duygusunu artıracaktır.
Varsayalım ki; değişen dünyada, demokratik olmaktan çıkmış ve üyelerinin haklarının korunmasında engel teşkil eden yasal düzenlemelerin, güncelleştirilmesi gerektiğinde, kendi düşünce sistemleri doğrultusunda bir iktidarın gelmesi mi beklenecek?
Sorunların karşılıklı paylaşılması amacıyla düzenlenen bu tür ciddi toplantılara katılmama, yukarıda belirtilen eğilimlerden değil de, başka nedenlerden kaynaklandığını varsayarsak, bu tür davranışın mazeretlerinin ne kadar gerçekçi olduğunu savunmakta güçlük çekeriz.
Sivil toplum kuruluşları demokrasinin vazgeçilmezi olduğunu bir kere daha vurgulamakta yarar görüyorum. Bu doğrultuda herkes üzerine düşeni en iyi şekilde yapmalıdır.
Saygılarımla….

Önceki İçerikSon festival
Sonraki İçerikSİYASETTE MAKYAVELİZM