1- Anadolu’da bir beldede, yerli halktan birine mikrofon uzatıyorlar ve soruyorlar; “Devetüyüne ŞEYTAN gelmiyormuş, bunun için beldenin her yerine devetüyü yerleştirilmiş bu doğru mu?” Adam cevap veriyor, “ŞEYTANIN GELMESİNE GEREK YOK, İNSANLARIN ÇOĞU ZATEN ŞEYTAN OLDU…!”
2- Haberlerde 12 Eylül’de hazinede 170 ton altınının kayıp olduğu söylendi. 1960 askeri darbesinde de hazinenin “TAM TAKIR KURU BAKIR” olduğu darbe hükümetince,  yurdumun insanı nişan, nikah yüzüklerini, yeni doğan çocuğuna takılan küçük altınları ve çıkınında sakladığı “zor günler için” koyduğu altınını yarış edercesine darbe hükümetine bağışladı. Bu bağış altınlarının akıbeti, sonraki yıllarda “pis kokular” yaydı… Osmanlı Devletinin çöküş yıllarında Avrupalı devlet adamı Osmanlı Padişahı’na şöyle der,  “Paşam nasıl bir millete sahipsiniz ki, siz içten yiyorsunuz biz dıştan yiyoruz ama bir türlü çökertemedik bu milleti”,  paşa cevap verir, “bu millet öyle bir millet ki ne içten darbelerle, ne de dıştan darbe ve oyunlarla onları kimse yıkamaz”  BÜTÜN DÜNYA BİLSİN Kİ; ANADOLU DÜNYADA ÖYLE ÖZEL BİR YERE SAHİP Kİ YAŞADIĞI TARİH OLAYLARI İLE YOĞRULAN İNSANLARININ EŞİ, BENZERİ YOKTUR VE KAZANDIKLARI BU TECRÜBELER İLE NE DIŞ İSTİLACI KUVVETLER, NE İÇ İDARECİ HÜKÜMETLER BU MİLLETİ ZAPTEDEMEZ, İSTEDİĞİNİ YAPTIRAMAZ. ‘Hadi ya…’ diyenler geçmiş Anadolu Tarihi’ni okusunlar yahut yurdumun insanını tanımaya çalışsınlar.
3- 12 Eylül askeri darbecileri yaptıkları ANAYASA değişikliği ile darbe ve darbecilerin yargılanamayacağını maddelerini ANAYASA’ya koymuşlar. Şimdiki ANAYASA değişikliği ile bu maddeler kaldırıldı ve darbe yargılanıyor. Aradan öyle uzun bir zaman geçti ki darbe ve sonrasının suçluları kayıp; belgeler “devlet sırrı”   adı altında yargı organlarına verilmiyor, daha birçok nedenle 12 Eylül yargılamasının “SEMOLİK YARGILAMA” yani “LAF OLSUN TORBA DOLSUN” düşüncesinde ileri gidemeyeceği bazı hukukçular tarafından söylenince kıyamet koptu. Karşıt grup “HUKUK YARGILAMASINDA SEMBOLİK YARGI DİYE BİR OLAMAZ BU DURUM HUKUĞU ZEDELER HATA DELER” diyorlar. Bu arada adliye depolarından birçok dosyanın çalındığı haberlerini de hemen belirteyim. Bütün bunlardan sonra yurdumun insanının gene ince ince gülümsediğini görür gibiyim, hatta “DEMOKRASİDE ÇARELER ÇOKTUR BEYİM”  dediğini duyar gibiyim…!
Sağlıcakla kalın…
ÖNEMLİ NOT: Baharla birlikte zararlı haşerelerde ortaya çıkıyor. İKİ CİNS “KENE” yakaladım. Biri bizim yerli, diğeri yabancı. Yabancıyı sağlık ocağına verdim. UZUN OTLARDAN UZAN DURUN, YETKİLİNİN UZUN OTLARI BİÇMESİNDE FAYDA VAR HADİ KOLAY GELSİN, benden söylemesi….
Şükürler olsun, yağmuru bu yıl çok iyi aldık. Neydi o geçmiş yılların kuraklığı. İnşallah arkası devam eder.

Önceki İçerikİşte şimdi uçtuk…
Sonraki İçerikMAHMUTLAR VE YÖRESİ TURİZM SEZONUNA HAZIRLANDI MI?