Çocukken oynardık bu oyunu. Her kes yerden birer taş alıp gökyüzüne doğru atardı.
Kol kuvvetimize göre değişirdi taşın eriştiği mesafe. Sonra çıkabildiği kadar yere çıkar ve düşmeye başlardı.
Dünyadaki en zor şeydir yukarılara çıkmak.
Emek, çaba ve çok büyük bir çalışma ister. Birer birer tırmanırsın basamakları.
Her basamakta bir zorluğu yenersin. Geldiğin yeri hak ediyorsan uzun süre orda kalırsın.
Ha uzun süre bir yerlerde kalmanın başka yolları da vardır elbette.
“Zirve” dediğimiz yere çıkarken kimler elimizden tuttu.
Bu el vermenin karşılığında hangi tavizleri verdik, bunlarda çok önemlidir.
Bir taşı yerden alıp, olanca gücünle savurursun gökyüzüne. Ne kadar yükseğe çıkarsa çıksın bir şekilde inişi kaçınılmazdır. Yer çekimi denilen bir gerçek vardır.
Birde bize bahşedilen zamanı doğru kullanmak gerekiyor. Hayat herkese birçok kez şans verir.
Akılıca kullanmışsan mesele yoktur.
Sunulan her şansın birde sorulan hesabı vardır. Güç bir şans mıdır?
Bence “evet”
Aslında şans olan bu güç, onu talihsizce ve pervasızca kullanan için şanssızlıktır.
Elinden gittiği an geriye dönük hesabı mutlaka sorulacaktır.
Zirve ve yere düşüş.
Bu yere düşüş, enlemesine mi olur(!)
Boylamasına mı?
Yoksa tepe üstümü olur? Onu yaşayıp görmek gerekiyor.
Dünya kurulduğundan beri hayat bazıları için ‘siyah’ bazıları içinse ‘beyazdır’.
Ortasını bulandır asıl kahraman. Dikleşerek, ötekileştirerek ve intikam hissiyle herkese saldırarak ancak düşmanlık, kin ve nefret tohumları ekersiniz.
Günü geldiğinde. ‘Altınızda’ ki koltuk ‘başınıza’ bela olur çıkar.
Güzel günler göreceğiz.
‘Taş’ en yükseğe çıkıp inişe geçmiştir artık.
Bu millet geçte olsa kimi sırtından atacağını bilir. Bu hep böyle olmuştur ve olacaktır.
Güzel günler göreceğiz. Onlar bu güne kadar en büyük kavgalarını yaptılar.
Karşılarında kimseler kalmadı.
Bir birlerini yiyip. AMİP gibi bölünecekler.
Demokrasilerde SULTAN’LIK olmaz.
Öyle yâda böyle, Türk milleti demokrasiye alışmıştır. Ama hep toleranslıdır.
Bir gün ayranı kabardığında!
Güzel günler göreceğiz. Her şey tersine dönecek. “Barış” diyerek. “Kardeşlik” diyerek halkı öteleştirenler.
Dünya liderliği gibi iddialı sözlerle ortaya çıkıp, Dünya köleliğine hizmet edenler elbette hak ettikleri yere ineceklerdir.
Sık sık gömlek değiştirmekle KARİZMA olmuyor. Gömleğin hangi bedende olduğuna bakmak lazım.
Bunlar fitili içten yanan mumlar.
Eriyorlar.
İçleri boşalıyor yavaşta olsa. Az kaldı.
“PAT” diye düşecekler yere.
Güzel günler göreceğiz. Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı tek tek sorulacak. Bu vatanın kurtuluşunda dahi ihanet cephesinde olanların ATALARINDAN aldığı öğütler ancak bu kadar işe yarayabildi.
Taş yere doğru düşmeye başladı. Ellerinden tutup rehberlik edenlere “Bedel” ödemekte zorlanıyorlar.
Hapishaneler zorluyor onları. Her masum giren ‘Mazlum’ çıkıyor dışarı ve büyük beddualarla.
Her geçen gün bedel ödemekte zorlanıp, bir birlerine düşmüşlerse(!).
İşleri zor. TAŞ YERE YAKLAŞTI.
Güzel günler göreceğiz İnşallah……

Önceki İçerikBAZI İFADELER VAR Kİ…
Sonraki İçerikSINAV KAYGISI