Sanki yarın seçim varda bir yerlere aday olacakmışım gibi hemen hergün bir esnafı ziyaret ederim.

Yazmak için o kadar bol malzeme var ki, insanlar aslında o kadar dolu ki, bir dokun bin ah işit.

Taksici esnafının bendeki yeri bir başkadır.

Eskiden yani dijital ve sosyal medya yokken milletvekilleri tebdil kıyafete gerek olmadan, taksiye biner  ve uzun süre şehri turlayıp şoförü konuştururdu.

Çünkü onlar her görüşten insanları taşır ve sohbet ederek toplumun nabzını tutarlar.

Berberlerde öyledir, istisnasız tanıdığım tüm berberler konuşkan ve dolu doludur.

Mahalle bakkalı (Hâlâ varsa) tüm mahallenin GBT’sini 5 dakikada önüne koyar, sanırsın bakkal değil istihbarat uzmanı.

Mesela kahveciler, kim gariban, kim kodoman,  kim cimri, kim cömert, kim sağcı, kim solcu en iyi onlar bilirler.

Terziler mesela, genelde sakin, dingin ve mesafelidirler ama kimin boyu kaç bilirler.

Resmî dairedeki kapıcılar, kim dürüst, kim rüşvetçi en iyi onlar bilir.

Apartman görevlileri ileri karakollar gibidir, herşeyden haberleri vardır.

Kır bekçileri kimin hangi tarladan ne kadar ürün aldığını, çobanlar kimin kaç hayranının olduğunu, herhangi bir buzağının doğum gününü dahi bilirler.

Buraya nereden ve neden geldik diyeceksiniz!

Dolaştığım esnaflara şu soruyu sordum “Muhalefet partisinden bir ekip sizleri en son ne zaman ziyaret etti?”

Aldıģım cevap “Belediye seçimlerinde”

“Şimdi karşınıza getirsem isim olarak hepsini tanır mısınız?”

Kem küm “Hayır”

Bende buradan soruyorum, özellikle muhalefet partisinin ilçe başkanlarına “En son ne zaman bir mahalle bakkalını, berberi, taksi durağını, kahveyi,mesire yerini ziyarete gittiniz?

En son meseleleri sahaya inerek muhataplarıyla ne zaman değerlendirdiniz?

Bir örnek vereceğim sevgili seçilmişler bizim Mahmutlar’da bulunan sağlık ve eğitim alanlarının yok edilmesiyle ilgili bir fikriniz var mı?

Ya da şu şekilde sorayım o alanın yerini biliyor musunuz?

Halkın içine inip hele bu buhranlı günlerde partinizin olası çözümlerini neden anlatmazsınız?

Neden iki kelam çalakalem basın açıklamaları ile suspus olur ve sessizliğe gömülürsünüz?

Sizler görev aldığınız partilerinizin ayaklarısınız, sizler yürümezseniz partiniz nasıl koşacak, neden uzaksınız halka?

Eskiden “Anadolu kazansın İstanbul  yesin” derlerdi.

Şimdi “Genel merkez kazansın biz yatalım” modu hakim.

Bırakın şu mahalle teşkilâtlarınızı ziyaret edip üyelerinize kendinizi alkışlatma alışkanlığını.

Çıkın halkın içine, yüzleşin, dertlerini dinleyin, partinizin çözüm önerilerini anlatın, korkmayın, sizleri yemezler üstelik keyif çayı bile demlerler.