Bursa Müftüsü Ömer Fevzi Efendi, Isparta Müftüsü Şakir Efendi,, Bursa ve çevresinde Kuva-yi Milliye aleyhinde her türlü çalışmayı yapmış ve etkili olmuş din adamlarıdır.

Anadolu harekâtı yanında yer alan din görevlilerine çeşitli baskılarda bulunmuşlar ve Kuva-yı Milliyeyi “Hain” ilan etmişlerdir.

Bunlara düşmanla iş birliği yapan Babaeski Müftüsü, Ali Rıza Said Molla ve birçok ismi ekleyebiliriz.

Kendisi de bir din adamı olan ve I. Dönem TBMM üyelerinden Mehmet Vehbi Efendi’in (Çelik) 23 Ekim 1920 tarihinde Meclis kürsüsünde dile getirdiği şu sözleri sözde din adamlarına kapak niteliğindeydi…

“Sarıklı namına teessüf ederim. Ve sahte sarıklılar ulemadan madut değildir. İşte o hain (Zeynelâbidin) habisin yetiştirmiş olduğu kendi gibi ‘müftüsü’ birkaç kimseden ibarettir. Bunu sarıklılara mal edip de hocaları itham etmek de muvafıkı insaf değildir”

Kurtuluş mücadelesinde tüm din adamlarının Kuva-yı Milliye’ye karşı olduklarını söylemek haksızlıktır.

Çünkü; Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi “Muhterem Denizlililer!…  Bugün sabahın erken saatlerinde İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Bu tecavüze karşı hareketsiz kalmak, din ve devlete ihanettir, vatana karşı işlenen suçların, Allah ve tarih önünde affı imkânsız ve günahtır. Cihat, tam manasıyla teşekkül etmiş dini görev olarak karşımızdadır.

Hemşehrilerim, karşımıza çıkarılan dünkü tebaamız Yunan’a biz mağlup olmadık. Onlar öteki düşmanlarımızın vasıtasıdır. Yunan’ın bir Türk beldesini ellerine geçirmelerinin ne manaya geldiğini, İzmir’de şu birkaç saat içinde işledikleri cinayetler gösteriyor. Silahımız olmayabilir, topsuz, tüfeksiz olarak sapan taşları ile de düşmanın karşısına çıkacağız. İstiklal aşkı, vatan sevgisi, haysiyet şuurumuz ile kalbimizdeki iman ile mücadelemizin sonunda zafer kazanacağız. Bu uğurda canını verenler şehit, kalanlar gazidir. Bu mutlak olarak cihad-ı mukaddestir. Sizlere vatanımızı düşmana teslim etmekten başka bir çarenin olmadığını söyleyenler, düşman esareti altında olanlardır.. Bu vaziyette onların emri ve fetvası aklen ve dinen caiz, makbul ve muteber değildir. Doğru olan vatan savunması ve bağımsızlık uğruna cihattır. Korkmayınız. Üzülmeyiniz. Bu liva-yi hamdin altında toplanınız ve mücadeleye hazırlanınız. Müftünüz olarak Cihad-ı Mukaddes Fetvasını ilan ve tebliğ ediyorum. Elinizde hiçbir silahınız olmasa dahi üçer taş alarak düşman üzerine atmak suretiyle mutlaka fiili mukabelede bulununuz” diyerek muhteşem bir konuşma yapmıştır.

İzmir’e girmişti Yunan askeri, bir papaz koşa koşa gitti ve Yunan komutanın çizmesini öpüp “Ne kadar Türk öldürürseniz o kadar sevaba girersiniz” dedi.

Havalara giren Yunan komutanın sevinci Hasan Tahsin’in sıktığı 4 mermi ile sona erdi.

Sonra bir Fesli manyak çıkıp “Keşke Yunan galip gelseydi” dedi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı, “30 Ağustos toplumun genelini ilgilendirmiyor” dedi. Başka başka manyaklar İngiliz’e, Yunan’a diz çöktüren “Atatürk “için “Yunan, İngiliz ajanı” dediler.

Camilerden başlayan kurtuluş mücadelesi, geçtiğimiz 30 Ağustos Cuma vaazında, Atatürk’ün kurduğu Diyanet imamlarının “Atatürk” ismini hiçbir şekilde telaffuz etmemesiyle anıldı. (Ananlar Hariç)

“Yuh” olsun sizlere…