İçişleri Bakanı Süleyman Soylu istifa ettiğini açıkladı, haber gündeme bomba gibi düştü. Sosyal medyada en çok konuşulan konu olurken; bazı kullanıcıların iç yüzlerini, kinlerini, nefretlerini ve kirli iç dünyalarını da gördük.

Sayın Bakanın istifa etmesi kendi kararıdır, Nitekim Cumhurbaşkanı kabul etmemiş ve görevine geri dönmüştür. Bir seviyesizin paylaşımı dikkatimi çekti “Soylu istifa etti diye sevinenlerin anasını, avradını…” diye alenen ulu orta küfretmiş.

Elbette bunu yazan şahıs karşı cevabı mutlaka hesap etmiş sineye de çekmiştir de ben yine de “bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir seviyesizlik ve kişiliksizlik” diye eleştirmeden geçemeyeceğim. Yine üzerinde cübbe, şalvar ve başında sarık IŞİD’li olduğu belli bir zerzevat kavanozu mermiyle doldurmuş, elinde silah halkın bir kesimini öldüreceğini haykırıyordu.

Halkın bir kesimini tehdit eden bu paçoza, halkın tamamını temsil etmesi gerekenler tarafından hiçbir işlem yapılmadı.

Eline balta alan birilerini tehdit ediyor. Beline silah takan birilerini tehdit ediyor. Sırtına kırma tüfek takan birilerini tehdit ediyor.

O birileri bu milletin bir parçası, vergi ödüyor, askerlik yapıyor ve her türlü külfeti paylaşıyor ama tehdit edenlere en ufak bir yaptırım yok.

Bir zamanlar malum cemaat entelektüel, toplumun önemsediği ama muhafazakar yaşam tarzından uzak sanatçıları ya da popüler isimleri televizyon kanallarına çıkarır ve topluma farklı oldukları mesajını verirdi.

Bülent Ecevit’e özel bir program yapmışlardı ki içinde ‘Sufi’ mesajlardan geçilmiyordu. Sonra Cem Karaca’ya ilahi okutup ‘biz herkesi kucaklıyoruz’ mesajı verdiler.

O dönemlerin en popüler ve uçuk kaçık tipleri ise Eser-Engin Noyan çiftiydi.

Malum kesime ait televizyonda programa başladılar.

Gel zaman git zaman Engin makyözleri Sevda’ya abayı yakıyor, Eser hanım durumu öğrenince her şey bitiyor. Sevda ile Engin evleniyor ve aynı kanaldaki program tüm hızıyla devam ediyor.

Darbe girişimi filan yaşanınca bu şahıslar hemen bu kanada geçip ‘Kimseler bizi Fetö ile suçlamasın’ diye başlıyorlar yağcılığa.

İşte burası çok önemli: Geçmişte kim bu gruba dâhilse, kim çoluğunu çocuğunu bunların dershanelerine ve okullarına göndermişse şuan ateşli bir şekilde ya millete hakaret edip hala aynı yere ama farklı bir cephede bölücülük yapıyorlar ya da her gün CHP’ye, İYİ Partiye hakaretler yağdırarak günah çıkarıp dikkat çekmeye çalışıyorlar.

Sevda Noyan denilen terbiyesiz ve aşağılık kadın komşularının listesini tutmuş, 50 kişiyi öldürecek kadar donanıma sahipmiş filan, anlattı durdu.

Sonuç?

Esra Elönü “Atatürk’ü sevmiyorum, Humeyni’yi seviyorum” deyince patladı gitti. Bu programda Sevda ile oynaşıp durdular ve ne RTÜK’ten ses geldi, ne diğer resmi organlardan. “Tüm bu yaşanan tehditlere ve hakaretlere yol açan birileri mi var?” diye sormak hakkımız.

Bu aşağılıkların arkasında birileri olmasa asla bu kadar cesur olamazlar.

Örneğin, Fatih Tezcan denilen şahıs, sizce kimlerin plağına gramofon iğneliği yapıyor. Arkasında daha büyük hainler olmadan vızıldayabilir mi?

Kendi düşüncesini savunmak adına, başka düşüncelere ve ya tercihlere hakaret yağdırmak, tehdit etmek sadece ılımlı yalakalıktır.

Bu tipler Ilımlı İslam derken ılımlı yalakalığı tercih ettiler ki, yarın iktidar değişsin, ılımlı komünist, ılımlı Mao’cu bile olurlar.

Yaşananlar bana, bazı insanların tüm tarih boyunca sadece güce taptıklarını bir daha hatırlattı. Güç merkezi değiştikçe fırıldak gibi dönen insanların arkasına takılıp hiçbir parti ya da devlet büyüğüne, bir inanışa ve ırka hakaret etmeyin, onlar karşı tarafa geçer siz bu yakada yapayalnız kalırsınız…