Büyük Marmara depreminde ülkemiz katma değerinin yarısını kaybetmiş, ekonomimiz dibe vurmuştu. Deprem Marmara’da olmuş ama hepimizi sarsmıştı.
Düşünme organı aynı zamanda oturma organı olanlar “Askerler zina yapıyor, birbirlerinin karıları ile dans ediyordu, o yüzden TANRI cezalandırdı” diyerek nara ve keyifle göbek atmışlardı.
Erzincan’da deprem oldu, düşündüler, oturma organları o ilimizde Alevi nüfusun çok olduğuna hükmetti ve
“TANRI cezalandırdı” dediler.
Van’da deprem oldu, diğer yarımızı canlarımızı yitirdik.
Oturma organları düşündü taşındı “Onlar zaten Kürt, TANRI cezalarını verdi” dedi.
Konya’da Zümrüt Apartmanı çöktü, onlarca insanımız hayatını kaybetti.
Oturma organı boş durur mu?”TANRI onları imtihan etti” dedi.
İzmir’de deprem oldu, hala etkisindeyiz ve üzülüyoruz.
Oturma organı yine fikir beyan etti “Zaten hem Gavur hem CHP’li hemde zinakarlardı. TANRI onları bu şekilde cezalandırdı”
Oturma organı hayatımızın her alanıyla ilgili fikirlere sahiptir.
Bedenlerinde mercimeğin yarısı kadar yer kaplayan düşünme organlarının tek işlevi her felaketten keyif almak ve mutlaka TANRI’ya bağlamaktır.
Bu Antik Çağ düşüncesidir.
Mesela Antik Çağ’da da: meydana gelen depremler insanların
korkulu rüyası olmuştu. Politheist inanca sahip Antik Çağ toplumunda doğa olayları
Tanrı’larla özdeşleştirilmiştir. Veba Apollon ile, kuraklık Zeus ile, deprem ise
deniz tanrısı Poseidon ile ilişkilendirilmiştir. Antik yazar Libanius’a göre depremler Tanrı
Poseidon’un ya da Zeus’un öfkesinden kaynaklanıyordu. Denizde ve karada depremi
yapan tanrı, Poseidondu ve Poseidon’un depremleri insanlar tarafından bazen uyarıcı bir
işaret bazen de tanrının cezalandırması olarak algılanırdı. Deprem, tanrının gönderdiği uyarı sinyalleri
olarak görülmüş, bazen de yaşanan büyük depremlerin nedeni Poseidon
kültünün ihmal edilmesi nedeniyle tanrının bir cezalandırması olarak kabul edilmişti.
Normal düşünce organına sahip insanlar; Zümrüt Apartmanı çöktü ama yanındaki sağlam, Erzincan, Van, Marmara, İzmir depremlerinde,eski binalar çöktü ama yenileri sağlam diye düşünür ve sorgular.
Devleti yönetenlerin Kentsel Dönüşüm çağrısı bilim kafasıdır.
Poseidon inancını ancak bilimle ve eğitimle yenebileceğiz.
Japonlar Poseidon’a nasıl kafa tutuyorsa bizde aynı yöntemleri deneyeceğiz.
Deprem zenginlerin değil fakirlerin felâketidir.
Ülkemiz zenginleştikçe, bilimde ve teknolojide yol aldıkça deprem gerçeğide hayatımızdan çıkacak.
Bu şekilde Poseidon ve onun evlatları mitolojik bir figür olarak tarihteki yerlerini alacak…
Önceki İçerikALABORA OLAN TEKNENİN ENKAZI TEMİZLENDİ
Sonraki İçerikKırsal yollara kışlık bakım