1989’da Alanya’ya geldiğimde çevre ilçe ve köyler genetik tohumlar, kimya ve bunlara bağlı olarak zararlıları öldüren ilaçların kullanımında bir başlangıç devresi yaşıyordu. Bu geçiş devresinde pazarlarda hala kara gübre ile yetiştirilen sebze ve meyvelerin satışı vardı. Yıllarca yediğimiz sebze ve meyvelerin kokusunu ve lezettini alabiliyorduk. Hele, hele o küçük muzların kokusu ve tadı bambaşkaydı. Daha sonra muzlar camekânda yetiştirilmeye başlandı. Damlama su teşkilatı ve kimya ile muzların boyu ithal muz boyuna geldi, ağırlığı arttı ama hiçbir zaman o eski tadı ve kokusunu veremedi. İlk şaşkınlığımı iki elin avucuna sığmayan domatesleri görünce yaşadım, içleri boştu. Pazarcılar “bunlar dolmalığa özel, içlerini oymadan doldur, pişir” diye satıyorlardı. Alanyalı dostlarıma sorduğumda “Kimya ve hormonun düzensiz kullanımından” dediler. Daha sonraki 20 yıllık bu çevredeki yaşamımızda bu yeni ziraatın çiftçi ve halkımızda en kadar yanlış anlaşıldığını ve uygulandığını üzülerek gördüm, zira bu yanlışlık “Kanserojen yaşamı da” beraberinde getiriyordu. Hal fiyatı arttı denince bir gecede hormon basılarak, büyütülen sebzelerin hikâyesine kulak misafiri oldum.
“Kahvelerde ekiminden (3) hafta sonra şu zararlı çıkıyor, 6 hafta sonra şu zararlı çıkıyor, araştırdık genetik zincirine yerleştiriyor ve o ilaç alınmasa, kullanılmasa zararlı ölmüyor” hikayelerini dinledim. Aradan geçen zamanda hükümetler (bütün dünyada) uyandı. “Bu ziraat sigaradan daha çok sağlık sorunu yaratıyor, tedbir alınmazsa sağlık giderlerinin altından kalmak çok zor olacak”.
Son 10 yıldır “GDO” çıktı. Araştırdım, bu sebze ve meyveye zarar veren haşereleri ilaçsız zararsız hale getiren bir uygulama. Tohumda genetik zinciri içine bir hayvan geni yerleştiriliyor, bunu genelde bir köpek geninden alıyorlar, zararlı bir hayvan vücudunda olduğunu sanıp uyanmıyor ve dışardan geliyorsa bir hayvan olduğunu zannedip yeşile gelmiyor. Ama bu ilaçtan on kat daha kanserojen bunu da geçen 10-15 yılda anlıyorlar. Ama uygulama hep devam ediyor.
Şimdilerde makineler çıktı, “İlaçsız zararlıları dalgalar yayarak yok ediyor”
Sevgi ve saygı değer okurlarıma daha duyarlı, sağlıklı bir beslenme dileğim ile.

Önceki İçerikBİNLERCE TEŞEKKÜRLER-Sudi Çandır
Sonraki İçerikANTALYA’DAKİ TRAFİK KAZASI -Ender Karaca