Siyasi partiler, demokrasinin en vazgeçilmez unsurlarının başında gelir. Hatta olmazsa olmazıdır bir anlamda.
Her bireyin dünya görüşüne uygun bir siyasi partiye sempati duyması kadar da olağan bir durum yoktur. Geride bıraktığımız dört haftalık süreç içerisinde, beldemizde yayın hayatını sürdüren gazetelerde ismim birçok kez siyasi olaylarla anıldı.
Bunlara açıklık getirmek istiyorum.
CHP Belde örgütünde yapılan delege seçimlerine sadece misafir olarak katıldım. Delege listesi hazırlanırken ne fikrim soruldu, ne de o listeye müdahale ettim.
Kaldı ki ben Cumhuriyet Halk partisinin çekirdek kadrosunu iyi bilmiyorum. Bu işi yıllarını partisine adamış insanların yapması en doğru olanıdır.
Çünkü ben CHP nin kayıtlı bile üyesi değilim. Açıkçası hiçbir siyasi partiye üye değilim.
Adımın CHP ile anılmasının ardında yatan sebeplerse farklı: Yerel seçimlerde CHP adayına çalıştım. Genel seçimlerde hazırlamış olduğum dokümanları CHP yararına kullanılması için belde örgütüne verdim.  Bir tiyatro oyunu yazıp her türlü zorluğa rağmen belde halkının izlemesini sağladım. Dünya görüşüme en yakın siyasi partinin CHP olduğunu düşündüğümden dolayı da tüm bunları karşılık beklemeden yaptım. Açıkçası önceki çalışmalarımda da küçücükte olsa maddi bir beklentim olmadı. Bilenler bilir “çıkarımda olmadı”
Bir anlamda “Cebimdekine dokunma çerezin senin olsun” olayı.
***
Yapı olarak toplum için yararlı olacak bir bilgiye sahipsem kimseyi ayırmadan elimden geleni yaparım.
Hatta genel seçimlerde MHP Belde başkanı Sayın Basar’a bizzat her hangi bir konuda yardımım olursa yapmaya hazırım diye söyledim.
AKP Antalya milletvekili aday adaylığı sürecinde sevgili dostum Tacettin Kaya siyasi konularda bana ihtiyaç duyduğunu belirtip yardım istedi. Hiç düşünmeden, “Sana sonuna kadar yardımcı olurum, çünkü sen benim dostumsun. Ancak yinede AKP ye oy vermem” dedim. Dostluklar asla siyasetin hain değirmeninde öğütülmemelidir.
Dostluğa dair vefası olmayanın, vatana dair sevdası da olmaz.
***
Siyasete ‘seçmenler yanıldı’ diye bakmam. Seçmenleri yanıltan seçtikleri ve yetki verdikleridir. Bundan dolayı verdiğim hiçbir kararla ilgili pişmanlığım olmaz. Çünkü karlarımı hep o günün şartlarına göre vermişimdir.
Varsa bir pişmanlığım hep ileriye bakar ve kararımı bu değerlendirmeler ışığında veririm. Genel politikaya bakarım. Kim dik duruyorsa, kim benim dünya görüşüme yakın politika üretiyorsa ona destek veririm. Bir şeyin fanatiği olmanın kişideki algıları zayıflattığını bilen bir insanım. Bundan hareketle, kimsenin adamı da, kimsenin çantadaki kekliği de değilim.
Zaman zembereği boşalmış bir saat gibi işliyor. Bugün dediğimiz her olayın çoktan dün olduğunu yaşayıp görüyoruz. Demirel’in,”Dün dündür bu gün bu gündür” sözünü böyle algıladığım için seviyorum.
Dünlere takılıp yarınları inşa etmek mümkünde değildir. Önemli olan yaşanmışlıklardan dersler çıkarıp gelecekte ayaklarını yere daha sağlam basabilmektir. Kişi tecrübeleriyle ve öğrendikleriyle ayakta durur. Bu hayatın her evresinde böyledir. Varsa eğer bir tecrübem, onu siyasetin insanları un ufak ettiği dönemleri yaşamış olmama borçluyum.
***
“Siyaset öyle bir şey ki bulaşmaya gör” derdi bir büyüğüm. Bende madem bu kadar bulaştım bu işe. Geleceği en iyi biçimde şekillendirecek projelere, yaşadığımız yeri güzelleştirmek adına çaba göstereceğine inandığım kişilere her zaman destek vereceğimi belirtiyorum. Önemli olan Mahmutlarımız

Önceki İçerikKÖŞE BOŞ KALMASIN DİYE YAZDIM
Sonraki İçerikYENİ BİR BAŞLANGIÇ