Günümüzde herkesin dilinde olan ve güncelliğini hiçbir zaman kaybetmeyen kültür kavramı son yıllarda yaşantımızda önemli bir yer tutmaktadır.

Kültür kavramını yalın bir ifade ile tanımlarsak; kendi ideolojisinden kaynaklanan bir yaşam tarzının o topluma benimsetilmesidir.

Bu yaşam tarzı o topluma ait inançların, düşüncelerin, duyguların ve davranışların tümünü kapsar.

Her toplumun kendine has bir yaşam tarzı ve yaşam tarzının oluşması içinde o toplumun tarihsel süreç içinde geçirdiği siyasal, ekonomik ve toplumsal olaylara bağlıdır.

Örneğin; sanayileşmemiş toplumlarda halk kültürü, sanayileşmiş toplumlarda ise kitle kültürü ve buna bağlı olarak bireycilik ön plandadır.

Bu toplumlarda tüm kavram ve kurumlar müteşebbisin çıkarına göre şekillenmiş ve burada bireyler kendi başının çaresine bakma alışkanlıklarından doğan mücadeleci girişimci ve sermaye sahibi olacak şekilde kendilerini yetiştirmişlerdir.

Konuyu ülkemiz açısından değerlendirirsek bireyciliği gelişmemiş olan toplumumuza özellikle 1980 den bu yana serbest piyasa ekonomisi adı altında bireyciliği ön planda tutan bir kalkınma modelinde gelişmenin yükünü bireylerin etkinliklerine yüklemeye kalkışmak gerçekçi olmayan bir yaklaşım olarak değerlendiririz.

Faiz ve rant koşullarının egemen olduğu bu modelinde, toplumda üretmeden tüketme alışkanlıklarının oluşmasına neden olmuş ve paradan para kazanmak başarının ön koşulu olarak benimsenmiştir.

Bu durum toplumun kültürel yapısını da yozlaştırmıştır.

Oluşan bu düzende bazı kişiler tüm doğa güzelliklerini kendi çıkarları uğruna katledilerek ortadan kaldırması yağma düzenini ortaya çıkarmıştır.

Bu düzenden nasibini alan Mahmutlar’ı ele alıp incelersek kentleşme kültürünün oluşması içinde çağdaş kent kültürünün burada yaşayanlar tarafından benimsenmesi gerekir.

Ancak öncelikli olarak kentleşmeyi biz; narenciye bahçelerini katlederek yerine iç içe geçmek kaydı ile ucube 12 – 15 katlı devasa büyüklükte bir kent modeli olarak gördük.

Yaratılan bu kent modelinde genelde eğitimsiz ve niteliksiz ancak paralı olan kişilerin oluşturduğu bu modelde çağdaş bir kent kültürünün oluşması içinde burada yaşayan kişilerin zaman içinde eğitimli ve bilgili olarak kendilerini sürekli olarak geliştirmeleri gerekir.

Unutmayalım eğitimli ve bilgili kişiler kentleşme kültürünü benimsemiş olan kişilerdir.