Bugün bacasız sanayi olarak nitelendirdiğimiz turizm sektöründe elde edilen döviz gelirleri o ülkenin ekonomik ve sosyal yönde gelişmesinde önemli bir paya sahip olduğu yadsınamaz.
Bu gelişme sağlanırken örneğin; bizim yaptığımız gibi bu sektörde de bazı olumsuz gelişmeler yaşanmaktadır.
Bunların başında doğayı tahrip ederek örneğin; ormanları yok ederek devasa otel ve tatil köylerinin özellikle kıyı kentlerinde yapılması gelmektedir.
Doğanın tahrip edilerek örneğin; o yörenin turizme açılması gelecek nesiller için o toplumda onarılmaz yaralar açar.
Bir canlının yaşaması için temiz ve düzenli bir doğaya gereksinimi vardır.
Ama biz ne yapıyoruz? Sırf kazanç uğruna doğayı yerle bir ederek sözüm ona tatil köyleri yapıp sözde istihdam olanaklarını yaratıyoruz.
Gelelim sözde istihdam olanaklarını yarattığımız turizm sektöründe ki iş gücüne;
Hangi nitelikli eleman özellikle kıyı kentlerimizde ki devasa oteller ya da tatil köylerinde kayıtlı olarak istihdam edilmektedir?
Buna olumlu yanıt vermek biraz güç. Çünkü bu sektörde çalışanların hemen, hemen tamamı kayıt altında çalıştırılmıyor. Daha doğrusu sigortasız olarak çalıştırılıyor.
Bu durum verilen hizmetin kalitesini de olumsuz yönde etkiliyor.
Öte yandan bu sektörün içinde bocaladığı her şey dahil denen sistemi ele alalım.
Bu sistemin özelliği nedir?  Otele ya da motele ne gibi kazançlar sağlıyor?  Verilen hizmette aksamalar oluyor mu?
İşte bu sorunların rasyonel bir şekilde oturulup tartışması gerekir kanısındayız.
Ama otelciler ne yapıyor?  Sırf kazanç uğruna seyahat acentelerinin gönderdiği örneğin; az yıldızlı oteller de kalacak durumda olan müşterilerini toplama kamplarına benzer bir şekilde Türkçeden başka her dilden adlar taşıyan çok yıldızlı otellere kapatarak tatil yaptırıyorlar.
Tabi bu durum verilen hizmetin kalitesini de olumsuz yönde etkiliyor. Neden etkiliyor?  Çünkü her şey dahil denen bu sistemde gelir düzeyi düşük olan eğitimsiz kişiler örneğin; 100-150 Euro arasında ulaşımda dahil olmak üzere çok yıldızlı otellerde en az bir hafta tatil yapıyorlar.
Daha da önemlisi gelen turistleri otellere kapattıkları için o yörede ki ticaret yapan esnafı da olumsuz yönde etkilediklerini söyleyebiliriz.
Gelelim turist rehberlerinin verdikleri hizmete. Bunlar genellikle turistleri götürdükleri yerden örneğin; halıcıdan, kuyumcudan ya da dericiden pay almak için –ki alıyorlar- yaklaşık 4 ya da 5 saat buralarda kalıyorlar.
Bu durum turistleri bir yönde olumsuz olarak etkiliyor.
Biz burada turizmde yaşanan sorunların bazılarını dile getirdik. Önemli olan bu gibi sorunlara çözüm üretilmesidir.
Netice olarak diyebiliriz ki;
Turizm sektörü bir uzmanlık dalı olup her önüne gelen niteliksiz ve eğitimsiz kişiler bu sektörde görev yaparlarsa verilen hizmette ki kalite de düşer.
Bunun yanında doğayı ve özellikle kıyıları tahrip ederek yapılan devasa otellerin bundan böyle yapımına izin verilmemesi gerekmektedir.
Her önüne gelen otel ya da tatil köyü yaparsa durum her şey dahil denen ucube bir sisteme ve ülkemizde Avrupa’nın en ucuz tatil cennetine(!) döner ve verilen hizmetinde kalitesi düşer.
Örneğin; Alman Focus dergisinin Mahmutlar’daki bir otelde tatil yapan Almanlar için verdiği bir haber üzerinde bu sektörde görev yapanların bu konu hakkında daha dikkatli bir şekilde düşünmeleri gerekir kanısındayız.
Kızmak ya da bozulmak sorun çözmez önemli olan eksiklikleri görüp daha rasyonel bir şekilde gelen kişilere hizmet etmektir.

Önceki İçerikKISA, KISA-Sudi Çandır
Sonraki İçerikSİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ-Rıfat Kıymaz