Zafer haftamızı kutladığımız bugünler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için şan ve şerefle dolu destanları içeren büyük bir kahramanlık öyküleriyle doludur..

Bu zafer modern devlete, demokrasiye, kişi hak ve özgürlüklerinin birinci öncelik sayıldığı bir hukuk devletine giden yolun temel taşlarının da döşendiği günleri getirmişti…

Teba ve kul olarak yaşamak yerine, temel insan haklarının gereği yerine getirilmiş ve özgür bireyler olarak bu yeni devlette yaşama hakkına kavuşmuşuz.

Demokrasi halk olarak mücadele ederek aldığımız, özgürlük için bedel ödediğimiz bir kavram olarak verilmedi bize.

Demokrasi ve modern insan projesi Atatürk ve silah arkadaşları tarafından bu büyük zaferi kazanan kahramanlara ödül olarak sunuldu.

Bize düşense bu büyük ödülün değeri bilmek, ona sahip çıkmak ve daha da ileriye taşımaktır.

Kurtuluş savaşı bu topraklarda yaşanmış en kanlı ve vahşi savaşlardan biridir.

Bu kahramanlık öyküsünü yazan atalarımız sadece düşmanla değil onun içeride ki işbirlikçileri ile de mücadele etti.

Bir devlet düşününki yönetim kadrosunda bu toprakların asli unsuru halktan hiç kimse kalmamış. Bir devlet düşününki dönme ve devşirmelere emanet edilmiş, hazinesinden ticaretine kılcal damarlarına bile nüfuz eden bir yapı tarafından yönetiliyor.

Merak edenler Osmanlı’da Sava Paşa, Aleko Vogorides Paşa, Gavril Paşa, Hristoiç Paşa,Ferdinand de Save Cobourg et Gotha, Mişel, Yanko Paşalara bir göz atsın.

Büyük zafer bu yapıya rağmen kazanıldı…

Büyük zaferin mimarları hakkında idam kararı verenler, düşmanın tarafına geçerek saltanatlarını sürdürmenin yolunu arayanlar, İngilizlerin İslam dostu olduğunu savunan din adamlarına rağmen kazanıldı.

Fatih olmakta kolay değil Atatürk olmakta, Fatih olmak için de, Atatürk olmak için de kazanacaksın.

Kaybettiğinde kellen gider. Kelle koltukta, yapılamaz denilenleri yapana da bizler sonsuza kadar değer veririz.

Atatürk düşmanlığının temelinde kaybedenler kulübü vardır. Bu mağluplar yine içimizde ki satılıkları bulup pohpohlar ve toplumun hafızasını kirletmek içinde büyük paralar harcarlar.

Bu yaşıma kadar edindiğim tek tecrübe şudur. Eğer biri Atatürk düşmanıysa ya saf ve cahildir, ya yenilenlerin torunlarıdır ya da dış güçlerin piyonudur.

Atatürk düşmanı diye özellikle vurguladım çünkü sevmeme hakkınız var ama düşman olma hakkınız yok.

Her zafer bir devrimi getirmiştir, bu tüm dünyada böyle olmuştur. Atatürk’te bu topraklara modern bir yapı getirip hurafelerle değil bilimle ve akılla ilerlememizi sağlamıştır. Yani karnın ağrıyorsa evliya toprağı içmek yerine doktora git, çocuğun olmuyorsa göbek üfleyen sahtekâra değil yine doktora git, öksürüğün varsa bir çalıya çaput bağlama doktora git, bilmiyorsan bir konuyu öğren okula git, kendini geliştir ve yetenekliysen gel bu ülkeyi yönet ille de bir ailenin torunu olma şartı olmasın demiştir.

Kısacası bu ülkenin halkı artık demokrasiye alışmıştır, özgürlüğe alışmıştır ve bundan geriye dönüş yoktur, payitaht, saltanat ve hilafet gibi kavramlar tarihimizde kalmıştır ki onlarda bizim değerlerimizdir ama konu kapanmıştır.

Bize düşen Atatürk’ü, Türk’ü, Kürd’ü, Din’i siyasi partilerden kurtarmaktır, Partiler yönetim şirketleri gibidir, kutsal değildir. Kutsal olanları kullanıp yakın çevrelerini kutsayan yapılar için kavga etmeyelim.