Bildiğiniz üzere günümüzde popüler ve trend olana eğilim çok fazla. Beslenmede de bu şekilde maalesef. Popüler diyetlerin sağlığa etkisi nedir merak edilmiyor. Merak edilenler, diyetin haftada kaç kilo verdirdiği veya en hızlı kilo vermek için hangi diyet uygulanmalı gibi soruların cevapları. Bundan dolayı her sene mucizeymiş gibi bir diyet akımı öne sürülüyor ve bir nevi insanların umutlarından yararlanılıyor. Bu yazımda popüler diyetlerin gerçeklerini açıklayacağım.

Detoks yani sıvı beslenme

Detoks diyetleri, tam açlık oruçlarını, sıvı beslenmeyi ve gıda modifikasyon yaklaşımlarına kadar uzanır ve genellikle müshil, diüretik, vitamin, mineral ve ‘temizleyici gıdaların’ kullanımını içerir.

Gerçekten vücudumuzdan toksinlerin atılması veya fazla kilolarımızdan kurtulmak için sıvıyla mı beslenmeli? Cevap hayır, çünkü insan vücudunda her organın bir görevi olduğu gibi bu işlemi gayet güzel yapan organlarımız da karaciğer ve böbreğimizdir. Hatta sebze sularını çok tüketmenin sağlığımıza zararlı etkileri olabilir. 2013 yılında the American Journal Medicine buna örnek olarak, 6 hafta boyunca kara lahana, kivi, maydanoz, ıspanak gibi yüksek oksalat içeren suları içmeye ek, yüksek dozda c vitamini ve düşük kalsiyum alımının oksalat seviyesini daha çok arttırdığı bunun sonucunda erkek hastada akut böbrek yetmezliğine neden olduğunu içeren bir yazı yayımlamıştır. Aynı zamanda sebze sularında kullanılan yeşil yapraklı sebzeler, yüksek k vitamini içerdikleri için kan sulandırıcı ilaç kullananların uzak durması gerekmektedir.

 Intermittent fasting – Aralıklı Oruç

En popüler çeşidi 16-8 yani, 16 saat herhangi bir besin tüketilmemesi sadece kalorisiz içecek olarak şekersiz çay, kahve ve su içilip 8 saat aralığında beslenmektir. Fakat bu bir beslenme türüdür yani sadece zaman aralığı kısıtlaması vardır. Örneğin, çalışan biriyiz ve 20.00’de son yemeğimizi yedik ve diğer gün erken kalktık ama 12.00’ye kadar besin tüketemeyeceğiz, bu saatlerde enerji ihtiyacını karşılamadığımız için bitkinlik ve aşırı yeme isteği oluşabilir ve öğlen normalde yiyeceğimizden çok daha fazla yememize sebep olabilir. Bu yüzden yaşam şartlarınıza uygun değilse uygulanabilir bir beslenme şekli olmayacaktır.

Kilo vermek için yine kalori kısıtlaması şarttır ve aralıklı orucun, klinik deneylerde kalori kısıtlamalı diyete göre bir üstünlüğü bulunmamakta ve glikoz, insülin direnci gibi kan değerlerine etkilerini görmek için daha çok araştırmalara ihtiyaç vardır.

Ketojenik diyet

Ketojenik diyet,  esas olarak epilepsiyi tedavi etmek için kullanılan yüksek yağlı, yeterli proteinli, düşük karbonhidratlı bir diyettir. Diyet, vücudu karbonhidrat yerine yağ yakmaya zorlar. Epilepsi hastası olmayan bireyler için uygulanabilir veya uygulanması gereken bir diyet türü değildir. Sağlıklı karbonhidrat türlerini beslenmeden çıkarmak lif, vitamin, mineral eksikliğine yol açar ve vücudumuzu strese sokabilir.

Sonuç olarak…

Uyguladığımız popüler ve fazla kalori kısıtlamalı açlık diyetleri belki kısa zamanda tartıda fark görmemizi sağlar fakat bu giden sıvı ve kas kaybıdır. Sağlıklı bir şekilde yağ kaybı olması için uygun kaloride, dengeli bir diyet uygulamak gerekir. Unutmamak gerekir ki her bireyin metabolizması, genetik yapısı ve gereksinimleri farklıdır. Başkasına iyi gelen diyet size iyi gelmeyebilir bu yüzden vücudunuzu dinleyin ve her duyduğunuz veya internette gördüğünüz diyetlerden uzak durun. Sağlıkla kalın.