Erkeklerde en sık tanı konulan kanserdir ve kansere bağlı ölümlerde akciğer kanserinden sonra ikinci sırayı almaktadır. ABD’de 1995 yılında yaklaşık 244.000 yeni prostat kanseri tespit edilmiş ve 44.000 kişi prostat kanseri nedeniyle kaybedilmiştir. Yeni tarama yöntemlerinin yaygın olarak uygulanması klinik önemi olmayan prostat kanserlerinin klinik prostat kanserlerine dönüşemeden teşhisine imkan vermesi ile son 10 yılda prostat kanserlerinin insidansında artış saptanmıştır. insidans oranı, belirli bir nüfusta belirli bir zaman dilimi içerisinde belirli bir hastalık veya hastalıkların yeni olgularının sayısını ifade eder.

Prostat kanserlerinin yaklaşık %95’inde tanı 45 ile 89 yaşları (ortalama; 72 yaş) arasında konulmaktadır. Prostat kanseri insidansı yaşla birlikte artmaktadır. Erkeklerde 39 yaşın altında prostat kanseri gelişme oranı 1/10.000 iken, 40 ile 59 yaşları arasında bu oran 1/103, 60 ile 79 yaşları arası ise 1/8 dir. Otopsi çalışmalarında yaşı 50’nin üzerinde olan erkeklerin yaklaşık %30’unda, yaşı 80’in üzerinde olan erkeklerin %60-70’inde insidental prostat kanseri tespit edilirken, yaşam boyunca erkeklerin %10’unda klinik olarak prostat kanseri gelişmektedir.

Tabiki hastalıklardan korunmak adına vücudumuzu beslemek oldukça önemlidir yapılan çalışmalarda yüksek yağ ve kırmızı et tüketiminin prostat kanseri riskini arttırdığı öne sürülmüştür. Bazı çalışmalar yüksek kalsiyum seviyelerinin prostat kanseri gelişim riskini arttırdığını göstermiştir. Likopen içeren domates, greyfurt, karpuz gibi sebze ve meyvelerin, vitamin E, D ve selenyum prostat kanseri riskini azalttığı gösterilmiştir.  Bu doğrultuda, prostat sağlığına iyi gelen ve prostat hastalıklarına karşı koruyucu özellikler gösteren bazı yiyecekler şu şekildedir;

Selenyum minerali, prostat sağlığı açısından son derece önemlidir. Meyve ve sebzelerin çoğu ile, deniz ürünleri, sarımsak ve yumurta gibi besinler ise selenyum bakımından zengin olan bazı yiyeceklerdir.

Çinko, hücre sağlığı için gerekli olan bir mineraldir. Hücrelerin metabolik ve yaşamsal faaliyetlerine yardımcı olan çinko, prostat dokusunun korunması ve işlevlerinin düzgün işleyebilmesi açısından son derece önemlidir. Yağsız protein kaynağı olan besinler ise, prostat sağlığı için oldukça faydalıdır. Az yağlı ve yağsız süt ve süt ürünleri, yağsız yoğurt, yumurta akı gibi proteinlerin yanı sıra, tavuk ve hindi eti ile somon balığı ve ton balığı gibi beyaz etli protein kaynakları ve mercimek ile fasulye gibi bitkisel kaynaklı proteinler, zengin lif içerikleri, hücre sağlığı için gerekli olan protein gibi besin bileşenlerini de içeren tam tahıllar, prostat kanserine karşı korumakta ve kanserli hücre ve tümörlerin daha fazla büyüyüp yayılmasını azaltmaya yardımcı olmaktadır.

Ne yazık ki gıdalarda artan GDO , hormon kullanımı ,toprağın yapısının bozulması ve daha birçok olumsuz çevresel etken ile muhteviyatları bozulan sebze ,meyve ve tahıllardan beslenemiyoruz . Tüm bu vitamin, mineral ve lifleri almamızda olanaksız hale geliyor.

O halde çözüm nedir? … Haftaya kaldığımız yerden devam etme üzere,

Sağlıkla kalın, Ayşe Kaya 05327081790