Bu hikaye İstanbul’da geçmektedir. Belmonte isimli genç, Selim Paşa’nın hareminde getir, götür vs işlerine bakan sevgilisi Constanze’yi kurtarmak için İstanbul’a gelir. Sevgilisi ile birlikte Paşa’nın yanında yaşayan hizmetçisi Pedrillo’yu bulur, eline birkaç dolar sıkıştırıp yardımını ister. Para her kapıyı açtığı gibi bu kapıda sonuna kadar açılmıştır. Aradan az bir zaman geçer ve beklediği haber gelir, artık sarayda kendine bir iş bulmuştur. Önce durumu çaktırmadan idare eder ki etrafı sağı solu bir güzel öğrensin. Acemiliği geçer geçmez sevgilisini kaçırma planları yapmaya başlar.

Ne kadar dikkatli olsa da, Paşa’nın sadık hizmetçisi Osman, librettodaki adıyla Osmin, ondan kuşkulanmaktadır ama Belmonte’nin bundan haberi yoktur.

Sonunda sevdiği kızı bulur ve “Constanze biricik darlingim, benim şugar beybim, seni saraydan kaçırmaya geldim” der.

Birlikte kaçma planını yaparlar ama tam kaçmak üzerelerken, Osmin tarafından yakalanırlar. Paşa, Belmonte’yi sorguladığında, onun can düşmanının oğlu olduğunu öğrenir.

Artık çaresizlik içinde ölümü beklemekten başka bir yol yoktur.

Ancak büyük bir mucize olur ve Selim Paşa onları bağışlar, ülkelerine geri dönmelerine izin verir.

Belmonte’nin aklına Rahip Brunson gelir ve der ki “Helal olsun paşam sana” Belmonte artık ülkesindedir, durumu öğrenen Mozart “Vallaha ben bunu bestelerim” der ve “Saraydan Kız Kaçırma Operasını” besteler.

Operanın açılış müziğinde Mehter müziği ezgileri onun için vardır.

“Alla Turco” denilince aklınıza he Mozart gelsin.

S.400 meselesi, F,35 programı, Zarrab olayı ki (Zarrab, Belmonte gibi bir taktik izlemiştir.

Kendileri bir zamanlar Saraya yakındı, besteleri de vardı, Ebru’yu da seviyordu, yakalandı ama affedildi!) her neyde, tarihin en büyük işsizlik olayı, günden güne artan dış ve iç borç stoku, hızla yükselen enflasyon, ağırlaşan yaşam koşulları, 4 milyonu aşan Suriyeli mülteciler sorunu, Suriye’de, Rusya ve ABD arasında sıkışıp kalan dış politika, EYT sorunu derken gündeme bomba gibi düşen şeyse “Saraya hangi CHP’li gitti” meselesi.

Hem gitse ne olur da!

Söz saraydan açılmışken, Fatih Sultan Mehmet, Bizans’ın kalbine girdiğinde Rahipler, Melekler dişi midir, erkek midir? tartışması yapıyorlarmış.

Tövbe tövbe…