Bu sıcak günlerde hiç kuşkusuz kafası en karışık olanların başında, ABD’nin Güney Carolina senatarü olan Lindsey Graham geliyor.

Türkiye’nin Suriye’de sürdürüldüğü Harekat ile ilgili hep birbirleriyle çelişen açıklamalarda bulunuyor, ancak en güzel kapağı 2 Rus şakacıdan yemiş. Rus telefon şakacıları Alexey Stoyalrov ve Vladimir Kuznetsov, Garaham’ın çalışma ofisini arayarak bir süre görüşüyorlar. Bunda ne var demeyin!

Amerika’nın dış politikası ile ilgili en etkin kişinin konuştuğu kişi Hulusi Akar taklidi yapan iki Rus şakacı.

Rusların bunu şaka olsun diye yaptığına inanmaktan çok Amerika’nın gerçek nabzını ölçme taktiği olduğuna inanıyorum.

Ki, Graham bu konuşmasında “Türkiye’nin kendini savunma hakkı bulunduğunu, Obama döneminde bölgede çok yanlış adımlar atıldığını, Türkiye’nin NATO’nun en sağlam gücü olduğunu, DEAŞ’la mücadelede önemli katkılar sunduğunu” söyleyip bir anlamda Türkiye’nin Suriye’de sürdürdüğü Harekata yeşil ışık yakmış.

Aslında gerek Graham’ın gerkese Trump’ın kafası karışık, iç politikaya yönelik mesajları Türkiye aleyhineyken, dış politikada Türkiye’ye karşı net bir karşı duruşları yok.

ABD’de iç politika da Türkiye karşıtlığı neden prim yapıyor bu sorunun cevabını bulmak zorundayız.

Tüm dünyadan gelen açıklamalara bakıldığında Putin ve Trump şu haliyle ülkemizden yana tavır koymuş durumdalar ama bu değişmeyecek anlamına gelmez.

Kıbrıs Harekatında yanımızda duran birkaç ülke hala dost olduğumuzun mesajını açıkça verdiler.

Katar, Azerbaycan, Pakistan açık destek verirken Macaristan’da AB’nin Türkiye aleyhine bir açıklama yapmasına izin vermedi. Suudi Arabistan ve Filistin beni yine şaşırtmadı.

Özellikle Filistinliler için Türkiye’nin İsrail’i hedefine alıp kendi ulusal çıkarından çok Filistin halkını düşünen politikasının karşılığı hayal kırklığı oldu.

Şu bir gerçek ki Araplar Türkleri tarih boyunca asla sevmedi ve her ihtiyaç duyduğunda ise sırtından vurdu.

Bizim ümmetçi yaklaşımımızın onlarda uyandırdığı hiçbir etki olmamıştır.

Dünyanın en güçlü orduları arasında gösterilen TSK’nın Suriye’de sürdürdüğü harekat sadece bir antrenman niteliğindedir.

Binlerce yıllık geleneği olan böyle bir orduyla karşı karşıya gelmek ise gelenlerin talihsizliğidir. Bölgede dengelerin günden güne değişeceğini, başlangıçla sonuçların çok benzerlik göstermeyeceğini düşünüyorum.

Zira Suriye üzerinden Ortadoğu ile ilgili planları olan küresel güçlerin oyunlarını zaafa düşürecek bir davranışa izin vermeyeceklerini kanaatindeyim.

Kısacası onların ne dostluğu ne de düşmanlığı kalıcıdır.

Her ülke kendi çıkarlarına oynar.