(Bu yazı şehit Emniyet Müdürü Uğur Gökcan’a adanmıştır )
Yazmak için okumak gerekir!
Okumak yetmez tek başına! Okuduklarını nakış nakış beynine işlersin.
Olaylarla bilgilerini karşılaştırır bir çıkarsama yapar, bir metin oluşturursun.
Kuru bir metnin de bir anlamı yok! Yani trafik kazasında tutulan tutanak, bir mahkeme ilamı da ‘metin’dir ama sen köşe yazıyorsan edebi cümleler kurmalısın. Yazdığın metne bir derinlik, dilin estetikliğini, zekânın pırıltılarını yansıtabilmelisin. Yanı okuyan keyif almalı. Oysa ben bu hafta bütün bu kaygılardan azade bir şekilde yazacağım. Ne kullanacağım dilin estetiği, ne de sizin bu yazıdan keyif alıp almamanız umurumda değil.
Geride bıraktığımız hafta basına şöyle bir haber düştü: ‘ANTALYA’nın Konyaaltı İlçesi’ndeki bir akaryakıt istasyonunda tabancayla havaya ateş açan 50 yaşındaki Celal Gökçe, kendisini ikna etmeye çalışan İlçe Emniyet Müdürü Uğur Gökcan’ı ateş ederek vurdu. Emniyet Müdürü Gökcan, ambulansla götürüldüğü hastanede şehit oldu’ Yani bir insan düşünün başkasının can ve mal güvenliğini korumak için kendi hayatını ortaya koyuyor… Arkada perişan bir eş ve iki çocuk bırakarak göçüp gidiyor… Böyle bir vakayı hangi kalem, hangi edebiyat adamı, hangi yazar, hakkını vererek yazabilir ki? Kalem düşer, söz biter… Bende SÖZ BİTTİ abi!
Kutsal kitabımızda “Biz insanı çamurdan yarattık, ona kendimizden bir ruh verdik” der. Başka bir ayette ise “ Biz emaneti dağlara taşlara teklif ettik, kabul etmedi. İnsan ki zalim ve cüretkârdı kabul etti ” der. İnsan iyi, güzel yüce duyguları Allah’tan alır. Azgınlık ve zalimlikleri nefsinden… Bir bakarsınız manyağın biri çıkar, mahalledeki kedilerin üzerine mazot döküp ateşe verir. Başka bir olayda ise 100 km hızla aracıyla giden biri, önüne çıkan tavşanı ezmemek için direksiyonu kırar, yoldan çıkıp kaza yapar ve hayatını kaybeder. Bir tavşana zarar vermemek için kendi ölümü seçer…
Yukarıda ki iki olayda aynı tür ’ün farklı iki davranışıdır. Bunun için de Kutsal kitabımız o mucizevi hükmünü verir: “Belhum adal” yani hayvandan aşağı, ya da meleklerden yukarı… İnsan nefsine, egosuna teslim olursa hayvandan aşağı, Allah’a ve insanlığa boyun eğerse, meleklerden yukarı… Kendi hayatını, ailesinin geleceğini düşünmeden canını ortaya koyan Şehit abimiz, İlçe Emniyet Müdürü Uğur Gökcan’ı meleklerin secde ederek karşıladığına inanıyor, acımızı ve kaybımızı Allah’a emanet ediyoruz. Mekanı cennet olsun….
Hani olan oldu… Ciğerimiz yandı! Söyleyeceğimiz hiçbir şeyin gideni getirmeyeceğini bilerek iki söz etmek isterim: Potansiyel suçluluk dönemimden, polis muhabirliğinden ve gazeteci olmamdan kaynaklanan, polislerle uzun süreli teşrif-i mesaim var. Nezarette falakaya da yıktılar, filistin askısında elektrik de verdiler… Gün geldi, emniyet müdürlerinin makam odasında ayak ayaküstüne atıp pastamı yedim, çayımı kahvemi de içtim. Bu damları, bu teşkilatı kıyısından köşesinden tanıyoruz yani. Konyaaltı İlçe Emniyet Müdürü Uğur Gökcan’ın şehit düştüğü olayın videosunu izlerken valla ben şaşırdım. Ömrümde elinde silah taşıyan birine bu şekilde müdahale edildiğini, ne gördüm, ne de duydum. Bir defa Emniyet Müdürü’nün orada işi ne? Rütbesiz polisler, amirlerinin tehlike bölgesine bu kadar yaklaşmasına rağmen, neredeler? Teşkilatta böyle bir durumda standart harekât planı yok mu? Varsa neden uygulanmamış? Bakanlık, Emniyet Genel Müdürlüğü nasıl bir eğitim yaptırıyor, nasıl tatbikat yaptırıyor da, bu memleketin yetişmiş bir evladı, adice, pisipisine göçüp gidiyor?
Aslında daha çok şey yazacak, çok şey soracaktım da gözümden akan yaşlar klavyeyi ıslatıyor. SÖZÜN BİTTİĞİ yerdeyim…

Önceki İçerikBANA DOKUNMAYAN YILAN (1000) YAŞASIN
Sonraki İçerikDÜNYANIN EN BÜYÜK İŞGAL ORDUSU