Mübarek Ramazan ayına girdiğimiz bugünlerde, yaz sıcaklarının ortalamanın üzerinde seyretmesi dahi referandum siyasetini değiştirmeye yetmeyecek gibi görünüyor…
Meydanlar siyasi liderlerin referandum çalışmaları nedeniyle daha sıcak ve haddinden fazla karmaşık. Sanki “Evet” çıksa dünya başımıza yıkılacak…
Ya da başımıza yıkacaklar…
Daha önce “Din elden gitti”,
Sonra Laiklik…
Siyaset hep kullandı rejimi, Cumhuriyet kuruldu kurulalı tehlikede…
Uzun süredir de “Yargı bağımsızlığını kaybetti” naraları…
Bu naraların ülkeyi olduğundan daha iyi duruma getirdiğini ben hiç görmedim.
Evet, kabul etmeliyiz…
Alışılmışın dışına çıkıldığını görüyoruz. Aynı zamanda ülke çıkarlarının önüne geçen siyasi iktidar ve menfaat hırsı…
Kavga ve gürültülere bakılırsa ciddi şekilde kabuklaşmış yaraların acı sesleri de sahiplerini bir hayli fazla üzeceğe benziyor.
Bu tip siyasetleri daha önce çok görmüş değiliz belki ama kangren yapıların değişim süreci dışında bazı kesimlerin iktidara olan güvensizliklerini de yadırgamadığımı belirtmek isterim doğrusu.
Hükümetin 2007 seçim zaferinden sonra Başbakan tarafından yapılan teşekkür konuşmasını sahiplenmesi ve halkına daha şeffaf görünmesi gereklidir.
Öte yandan aynı davranışı ve halkın doğru karar verebilmesi için de muhalefet partilerinin siyasi menfaatlerini bir kenara bırakarak;
“İktidar her şeyi yanlış yapıyor” deyimlerini bir kenara bırakmaları gerekli.
Yakın tarihe baktığımızda Demirel- Özal ve Yılmaz – Çiller arasındaki ağır ağız kavgaları ve çekişmeleri hem ülke kaderini hem de siyasi geleceklerini etkilemiştir.
Bugün bunlardan siyasi arenada geriye kimler kaldı ki…
Bazı siyasilerimizin bu tip çekişmeleri özellikle veya bilerek yaptıklarını düşünürsek hiç de haksız olmadıkları kanısına varsak da günübirlik siyaset anlayışlarının kimseye fayda sağlamayacağı gibi ülkemize de çok ağır külfetleri olabilmektedir.
Bugüne kadarki yaşamım boyunca ülke birçok badireler atlatmasına rağmen kötü günlerimizden millet olarak ders çıkarıp çıkaramadığımız konusunda dahi şüphelere sahibim…
Bütün gün gelişen siyasi haberlere bakarak sanki kötü gündemleri ağızlarına alarak siyasi menfaat sağlayanları gördükçe insanın gündemden uzak bir çoban hayatı yaşayası geliyor…
Üstüne üstlük bunu haber yapandan tutun da şakşakçı ve gülünç duruma düşen seyirci vatandaşlara ne demeli?
Gerçi onların yapışkan zamka benzeyen parti tabanından başkası olmadığını bilsek de, bu tip siyasetçilerin karınlarını doyurmaktan başka faydası olmayanları kapsadığını bilmekteyiz…
Kısaca, Evet ya da hayır kararlarından birisi çıkacağı kat-i olacağına göre; bu da dünyanın sonu olmayacaktır.
Sonuç; Siyasi Liderler çıkacak sonuca göre kendi menfaatleri yönünde açıklama yaparak meydanlarda yaptıkları safsata açıklamaları unutup Liderlik yapmaya devam edeceklerdir.
DSP İlçe başkanının dediği gibi “Sandıkta Evet çıkarsa tüm partileri kapatırlar” sözüne istinaden;
Doğrudur…
Halk; demokrasi düzeni işleyişine uymayan, görevlerini yerine getirmeyen ve kısırdöngü siyaset yapmaya çalışan tembel ve sadece Liderlerle yaşamaya çalışan partileri cezalandırarak kendiliğinden kapanmaya mahkûm edebilirler.
Tarih hep tekerrürden ibaret…
Sahne hep aynı, sadece oyuncular ve seyredenler farklı…
Esen Kalın, Hoşça Kalın…

Önceki İçerikTARİHİ ESERLERE GEREKLİ ÖNEMİ VERİYOR MUYUZ?-Ender Karaca
Sonraki İçerikAllah korudu!