Anımsanacağı üzere çeşitli tarihlerde bu gazetede yayınlanan bazı makalelerimde bizim insanlarımızın var olan temel özelliklerini dile getirerek toplumumuzun genel durumunu açıklamaya çalıştım.
Toplum olarak herhangi bir olaya bakış açımız, yetişme tarzımıza bağlı olup çıkan ya da çıkabilecek olaylara; bakış tarzımızda daha çok duygusallıkla birlikte olayları akıl süzgecinden geçirmeden yeri geldiği zaman da kaba kuvvete başvurarak çözmeye çalışırız.
İşte bu durum başka faktörlerle birlikte toplumun bilinç düzeyinin azalmasına neden olmaktadır.
Toplumun bilinç düzeyinin azalması çıkan olayları nesnel olarak yorumlanmamasından ileri geldiğini söyleyebiliriz.
Olayların zamanında yorumlanmaması da öncelikle aile yapısından ileri gelmektedir.
Aile yapımızın gelenekçi ve ataerkil bir yapıda olduğu içim küçük yaşlarda çocuklarımıza sorumluluk duygusu verilmeden büyütüldüğü ve büyüdükleri zamanda çoğunlukla sorumluluktan sürekli kaçtığı görülmektedir.
Toplumdaki kişilerin ayrı bir özelliği de kulaktan dolma laflara çabuk inanmalarıdır..
Hani bir deyiş vardır, “Bir deli bir kuyuya taş atmış kırk akıllı çıkaramamış” örneği bazen öyle olaylarla karşı karşıya kalıyoruz ki çöz çözebilirsen.
Bazı durumlarda çıkabilecek olayları da biz yaratıyoruz.
Şöyle ki;
Ülkemiz jeolojik olarak deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır.
Bu ne demektir? Ülkemizde her an deprem olabilir. Hazırlıklarınızı ona göre yapın.   Ama biz ne yapıyoruz Fay hattının bulunduğu yerlere en az 10’ar katlı binalar kuruyoruz.
Sonra ne oluyor? Meydana gelen bir depremle bu binalar yerle bir oluyor ve binlerce kişinin hayatı sönüyor.
Başka bir örnek karayollarımızda yaşanan trafik faciaları.

Toplu taşıma yerine uluslararası otomotiv sektörünün altyapısı hazır olmayan ülkemize montaj olması kaydıyla sürekli otomobil, otobüs ve kamyon üreterek piyasaya sürmeleri,  bırakınız trafik kazalarının azalmasına, gün geçtikçe daha da artmasına neden olmaktadır.
Bunun yanında sırf yerleşim yerleri (otel, motel, villa ya da günün değişiyle rezidanslar) açmak için yeri geldi zaman binlerce ağacın kesilmesi ya da orman yangınlarının çıkarılmasının yanında aynı nedenlerden ötürü göllerin sulak arazilerin ya da akarsuların kurutulduğu.
Bu durumun o yörelerdeki tüm doğal yaşamın iklimle birlikte bozulmasına neden olduğu görülmektedir.
Ayrıca toplumun genel özelliklerini bilen yazılı ve özellikle görsel medya toplumu bilinçlendirecek programlar yapacakları yerde özellikle kadınlara yönelik yaptıkları programlarla aile yapımız üzerinde olumsuz etkilerin bıraktığını söyleyebiliriz.
Netice olarak;
Verilen toplumsal yaşamda karşılaşılan bu örnekler çoğaltılabilir.
Önemli olan bizi yönetenlerin toplumu tüm yönleriyle, akıl ve bilimi de baz alarak ve gerekli girişimlerde bulunularak bilinçlendirmek zorundadırlar.
Unutmayalım dünya hızla değişiyor.
Bu değişikliklere zaman kaybetmeden ayak uydurmamız lazım.

Önceki İçerikALANYA BELEDİYESİ EVSİZLERE EL UZATIYOR
Sonraki İçerikALANYA BELEDİYE ZABITASI’NDAN OKUL KANTİNLERİNE DENETİM