Doğuda Irak, İran ve aşağılara yani güneye doğru indikçe Suriye, Kuzeyimizde Nahçıvan, Ermenistan ve Gürcistan. Batımızda ise Bulgaristan ve Yunanistan bulunmaktadır.

Bu ülkelerden Bulgaristan’la soydaşlarımıza uyguladığı baskı politikaları yüzünden bir dönem gerginlik yaşadık.

Yunanistan’la adalar üzerinden, Ermenistan’la tarihi bir husumet ve Azerbaycan’la olan ilişkilerinden dolayı aramız hiç iyi olmadı.

Birkaç kez Yunanistan’la savaşın eşiğine gelmiş olsak bile, dönemin devlet adamları anında gereğini yapmışlardır.

An son yaşanan Kardak Krizi buna bir örnektir.

Dönemin Başbakanı olan Tansu Çiller’in “O bayrak inecek, o asker gidecek” çıkışı ve kahraman komandolarımızın adaya ayak basmasıyla kriz son bulmuştur.

Gün itibariyle 17 adamız ve 1 kayalığımız Yunan işgalindedir.

Eğer ilk ada işgal edildiğinde sert bir tepki gösterip hemen müdahale edebilseydik bugün yaşadığımız çok büyük sorunları daha en başından bertaraf etmiş olurduk.

Zaman zaman muhalefet tarafından bu işgaller gündeme taşınmış ancak iktidar tarafı “Biz güçlü ülkeyiz, istediğimiz zaman onları atarız” şeklinde ki açıklamalarla bu uyarıları geçiştirmişlerdir.

Kendi vatan toprağımızdan esirgediğimiz ilgi ve alakayı ‘Gazze, Kudüs, Suriye, Irak, Libya ve Mısır’dan esirgemedik.

Mavimarmara ile başlayan İsrail gerginliği, Suriye’nin BOP Projesi çerçevesinde bölünmesi ve büyük İsrail’in kurulmasını öngören iç çatışmadaki duruşumuz, Mısır’da yaşanan darbe ve sonrasında kullandığımız sivri dilimiz karşımıza Yunanistan krizindeki bloğun çıkışını hazırladı. Kıbrıs için dayatılan Annan planını doğru okuyamayan bugünkü iktidar mensupları Rum kesimine dua etsinler, zira eğer referandumda “Evet” demiş olsalardı Akdeniz’de hiçbir söz hakkımız kalmayacaktı. Kıbrıs’ın büyük Ata’sı Rauf Denktaş’a edilen hakaretler bugün bile gözlerimi yaşartmaktadır.

Yunanistan, Kıbrıs, Fransa özelinde AB ülkeleri, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail, Bahreyn, Suudi Arabistan gibi ülkelerin tamamı Yunanistan’ı desteklemektedir.

Yine Kuzeyimizde Ermenistan’ın Azerbaycan’a olan tacizleri başka bir kuşatılmışlığın göstergesidir ki, o Ermenistan Bursa’da maç yaparken stadyuma sokulmak istenen Azerbaycan bayrakları polis tarafından toplanıp çöpe atılmıştı.

Bu günü hazırlayan tüm yanlışlar, dün yapılmış ve önümüze getirilmiştir.

Yıllarca sessiz sedasız ve genelde de problemsiz bir dış politika izleyen temsilcilerimizle “Monşerler” diye dalga geçip, işinin hiç ehli olmayan ‘bakara makaracıları’ oraya getirince sonuç bu şekilde çıkıyor karşımıza.

İktidarın sadece Libya politikasına katılıyorum ama şimdilik, sonra neler olur bekleyip göreceğiz.

17 ada ve bir kayalığımız işgal altında, Ege’de ve Akdeniz’de büyük bir kuşatılmışlığın içindeyiz.

Onca maddi sorunlarına rağmen ve bir ilimiz kadar nüfusuna rağmen o Yunanistan’ın diğer ülkeler üzerinde bizden daha çok etkili olması da sağlam bir TEZ konusudur.

Şimdi meseleyi haçlı zihniyeti diye değerlendirenler olacaktır ama karşı bloktaki İslam ülkeleri bu tezi çürütüyor.

Son tahlilde çok büyük bir krizin içinde olduğumuz gerçeğini unutmadan, yapılan hataları hatırlatacak ve elbette ki sonuna kadar devletimizin yanında olacağız.